Dolmus
soforlerinin nasil da rahat (eller kollar hatta bazen baslari disarida) arac
surduklerini herkes bilir ve takdir eder (!). Olay gunu arkadas, bulundugu
dolmustan, yolun karsi tarafinda gerceklesen olaya saniye saniyesine tanik
oldugunda gozlerine inanamamis. Cunku dolmus soforu, cok yaygin ve sevecen
gorunumlu bir Turk aliskanligi olan yola tukurmek eylemini gerceklestirmek icin
kapisini actiginda, bir taraftan da dolmusu surerken, yoldaki bir tumsegin
kurbani olup sofor koltugundan kayip yola dusmus! Ve hic abartisiz, daha sonra
da kendi basina yoluna devam eden dolmusunu yakalamak icin arkasindan kosmaya
baslamis, bagirarak. Isin daha komigi, arkadas o dolmusun icindeki insanlarin,
"bu gercek mi yaw" turunden yuz ifadelerini de gorunce dumur carpi 4
olmus.. (Bu kadari da olamaz mi dediniz? Bir daha dusunun lutfen)
Bundan 1-1,5 sene evvel okuldan eve gelirken otobüste arkadaşla konuşurken,
birden önümüzde oturan karı kocaya (yani herjalde öylelerdi) kulak kabartmak
zorunda kaldık.Eşi kocasına alt komşusunun çocuğuna attığı dayaklardan bahsedip
onun bu davranışından herseferinde nefret ettiğini üzerine basa basa
söylüyordu.Bu arada kucağında oturan çocuğu ise durmadan konuşup annesine
bişeyler soruyordu.Annesi buna dönüp bi osmanlı tokadı yerleştirdi ki bu dumur
bizim de yüzümüzde patladı...
ORHAN BİLGE
27/10/2000 günü akşamı kadıköyde otobüs beklerken yan taraftaki durağın
otobüsü henüz yeni hareket etmiştiki ellerinde torbalarla kısaboylu tombul
bir bayan koşarak geldi ve bana panik halinde sarılarak - şu otobüse ıslık
çalar mısın lütfen lütfen diye yalvarmaya başladı. ben bu olayın şaşkınlığını
üzerimden atıp ıslık çaldığımda ise otobüs çoktan gitmişti :-))
İzmir'den İstanbul'a otobüsle seyahatimize başlayalı henüz yarım saat
olmuştu.İzmir-Manisa arasındaki sabuncubeli rampasına çıkan son virajdan sonra
gördüklerim beni hayretler içinde bırakmıştı.Bir kamyon rampadan aşağı yavaş
yavaş hızlanarak kayıyordu ve sürücü kamyonu yakalamak için ardından
koşuyordu.Otobüs şöfürümüzün korna çalarken söyledikleri dumurun doruklarına
götürdü beni; Boşuna koşma yakalayamazsın!
Kaya KORKMAZ / İzmir
Tekirdag'dan gecerken bır benzıncıde durduk.Benzıncıde bır tane berber
dukkanı vardı. Gayet duzgun herseyı dort dortluk bır berber dukkanı. Buraya
kadar normal gelıyordu kı cama yapıstırılmıs yazıyı gorene kadar. Soyle
yazıyordu 'Harıcen tras yapılmaz , sadece benzın alana tras yapılır '. Dumurun
allahını yasadım.
Coşku Altuğ
Bundan iki sene kadar once bir arkadasimin evine gitmeden once biraz
kuruyemis almak icin bir kuruyemisciye girdim. Benden once girmis bir aile
alisverislerini tamamlamis, pralarini oduyorlardi tam bu sirada, yasi 7 veya 8
olan ailenin kucuk kizi babasina `baba sam fistigi da alalim` dedi. Babasinin
cevabi `sam fistigi diil kizim o halis antep fistigi turk fistigi`...
Merhaba.Bu olay Trabzon Farabi tıp fakültesinde aynen yaşanmış bir olaydır.
Acil kapısının önüne kornalar çalarak 2-3 araç geliyor. içinden insanlar
fırlayarak klasik doktorlar nerde sedye getirin şeklinde bağrışmalar oluyor.
Öndeki arabadan çıkan bir kişi arkadaki arabaya hastayı arabadan çıkarmasını
söylüyor. Ve arkadakinin yanıtı SİZİN ARABADA DEĞİLMİYDİ . Yani vatandaşlar
hastayı Rizede bırakıp diğer arabada olduğunu sanarak Rize'den yani 1 saatlik
yoldan son sürat gelmişler.
Devrim Bektaş
üniversite sınavına hazırlandığım seneydi tüm arkadaşlarım gibi bir
dersaneye kayıt yaptırdım neyse dersane başladı ilk gün gittim dersten çıktık
merdivenlerden iniyordum ,orada da dersane görevlileri bekliyorlardı , 2 çocuk
asansöre bindiler ve hemen geri çiktılar bitanesi oradaki görevliye şöyle dedi
'sanırım asansör çalışmıyor' adam da ' kaçıncı kata çıkacaksınız' dedi o da
altıncı kat diye cevapladı işte o an dumur cümleyi duyduk 'bu asansör 6. kata
çıkmaz'......
Vural Burcu
Bir akşam ,tıpkı diğer akşamlarda olduğu gibi okuldan evimize
dönüyoruz..yanımda da bir arkadaşım var..eminönü nden vapurla üsküdar a
geçtik..koşarak güç-bela kalkmakta olan otobüse yetiştik..karşımızda koltuğa
sığmayan kocaman bi şöför..pos bıyıklar..elinde kocaman bi hıyar( kibarca
salatalık) '' haşır huşur'' yiyo..bize ne dese beğenirsiniz..'' hadi gençler
hem yiyelim hem gidelim,hem konuşalım,gülelim yolumuza gidelim'' adam bide bize
hıyar ikram ediyor.. anında dumur diyarına ışınladı adam bizi..
Emre Yüksel
2 sene once Amerika' ya geldim. Hic Ingilizce bilmiyordum. Zar zor bir
markette is buldum.Ingilizce bilmedigim icin zor anlar yasiyordum.Anlayacaginiz
biraz aptal konumunda kaliyor hic
konusamiyordum.Benim Turk oldugumu bilen Amerikali kasiyer bir gun bana
Turkce biliyormusun diye sormasiyla burdaki ilk dumur olayimi agzim acik bir
sekilde yasamis oldum.
Zafer Genç
Bizim bi kuş vardı zamanında adı Fıstık fırlama çok şirin bişiiydi herneyse
bi gün okuldan eve geldim baktım annem babam felam odaları arıyolar koltuk
arkaları falan -Anne nooldu ne arıyosunuz yaaa
dedim
-Ooolum kuş sabahtan beri yok bulamıyoruz dedi
O sırada babam sinirli sinirli
-Yaaa bu kuş uçmadı ya allaaah aaalaaaaah
dedi ulen pancar gibi oldum dumur oldum bi patlattım kahkahayı
ööle bişey işte.
Tolga Göksel
bi arkadaşım anlatmıştı;bigün trenle okuldan dönerken tpik tren,vapur
satıcılarından biri söze başlamış:'Aabiilerim aplalarım şu elimde görmüş
olduunuz ciletler made in germani ingilizce bilen aabilerim aplalarım
bilirler hakiki alma madeni demektir!'ben bunun üstüne artık bişey
söylemiyorum...
Zerrin Keşoğlugil
Bir iki sene kadar önce Ankara Bahçelievler'deki Hobby Cafe'ye gittim ve
bir
karışık kumpir sipariş ettim. Kısa sürede gelen kumpire kaşığı daldırdım: rus
salatası, sosisler,mısır falan iyi de patates bulamıyorum. Patatesin kızarmış
kabukları gözüküyor da patatesin kendisi hiç yok.Garsonu çağırdım.'Bu ne
kardesim'
dedim, 'kabukları koyup kumpir diye getirmişsin?' Garson pişkin 'Pardon
beyefendi'
dedi, ' patates kalmamış da.' Çüş demek üzereyken bir de ' ben patates koydurup
getireyim' demez mi! Tamam kalsın deyip kendimi dışarı zor attım.
Onur Irmak
Geçen gün;metro daha yeni açılmıştı hadi bi bineyim dedim ve Levent
istasyonundan içeri daldım fena değildi güzel yapmışlar istasyonu,trene bindim
ve oturup trenin kalkmasını beklemeye başladım içeri farklı tiplerde insanlar
biniyodu çoğuda allahın görmemiş magandasıydı sonra bi kadın girdi elinde 3-4
yaşlarında bi çocukla ve girer girmez bi adama beni dumura uğratan soruyu
soruverdi "Kardeş Taksimden geçer dimi?" şok oldum ve Taksime gelene
kadar hatta tüm gün boyunca bu olayı düşünüp güldüm.....
MEHMET ALTAR / İSTANBUL
Ben avusturyada yasiyor ve okuyorum ,bir defasinda turkiyeden avusturyaya
dönuyorum yanimda da senol isminde ki arkadasim .yanimizda bavullarimiz
var,beni dumura ugratan olay :kontrol noktasindan gecerken polisler birden
telaslandi elinde telsiz olan bir sivil polis birden cantama dogru yöneldi
ve buyuk bir sey bulmus gibi acti icini inceledi. inceledigi cantanin icinde de
kitaptan baska birsey yok , yazi bos gecirmemek icin yanimda bol miktarda kitap
getirip okumustum.ben olayin hem saskinligi hemde kizginligiyle noldu bomba mi
buldun diye sordum bana verdigi cevap a ne dersiniz? ''kitap bombadan daha
tehlikelidir.'' dumura ugramis bir sekilde daha memleketin cok katedecegi yolu
oldugunu dusunerek oradan ayrildim.
Selam. ben bilgisayarcıyım. birkaç gün önce gelen bir telefonda
bilgisayarının çalışmadığını söyleyen bir müşteri veryansın ediyordu. işe önce
basit şeylerden başladık. fişi takılı mı dedim "aa pardon fişi
çıkmış" dedi. karşımdakinin tam dumura ugradığını düşünürken "pardon
elektrikler de kesikmiş" cevabıyla dumurötesine dogru hızlı adımlarla
koşmaya başlamıştım
Dolmus soforlerinin nasil da rahat (eller kollar hatta bazen baslari
disarida) arac surduklerini herkes bilir ve takdir eder (!). Olay gunu arkadas,
bulundugu dolmustan, yolun karsi tarafinda gerceklesen olaya saniye saniyesine
tanik oldugunda gozlerine inanamamis. Cunku dolmus soforu, cok yaygin ve
sevecen gorunumlu bir Turk aliskanligi olan yola tukurmek eylemini
gerceklestirmek icin kapisini actiginda, bir taraftan da dolmusu surerken,
yoldaki bir tumsegin kurbani olup sofor koltugundan kayip yola dusmus! Ve hic
abartisiz, daha sonra da kendi basina yoluna devam eden dolmusunu yakalamak
icin arkasindan kosmaya baslamis, bagirarak. Isin daha komigi, arkadas o
dolmusun icindeki insanlarin, "bu gercek mi yaw" turunden yuz
ifadelerini de gorunce dumur carpi 4 olmus.. (Bu kadari da olamaz mi dediniz?
Bir daha dusunun lutfen)
Ben bir isp'de help deskte çalışıyorum. bu sayfadaki dumur mevzularını
okurken bir yandan da abonelerle konuşuyorum. az evvel bir kadın heyecanla
bilgisayarıma virus girdi dedi. nerden anladığını sorduğumda aldığım cevap
dumur ediciydi: fareyi yazıların üstüne getirince renkleri değişiyor....:)
O gun sabahin erken saatleri dersaneye dogru yuruyordum . Eee ogrenciyizya hani elimde kitap
defter falan var . Karsidan soyle iri yari biyikli bi adam
geliyo . Klasik bi yurdum insani tiplemesi yani : gomleginin ilk 3-4 dugmesi
acik , altin kolye falan . Adam yanimdan gecerken sanki bi sey soyleyecekmis
gibi oldu . Yuzume bakti ... Derken beni DuMuR a ugratan o ses
"GAAAAUUUGGGGGKKKKK (Gegiriyor yani)" Cok hos bi selamlama di mi ?
İngiltere de
Türk arkadaşlarla beraber otobüse biniyoruz.Otobüslerde bilet sistemi yok
orda.Nereye gitceğini söyleyip ona göre para ödüyosun yani minibüs
mantığı.Otobüse binerken arkadaş önümde.Bindik,arkadaş şöförün önüne 1 pound
attı ve üstünü beklemeye başladı.Şöför haliyle where? (nereye) diye sordu
arkadaşta heyecanmıdır nedir verdim ya dedi...Dumur oldum...
izmirde bir
dolmusa binmistik arkadasimla.paramızı uzatmak istediğimiz anda arkadan birisi
500 bin lira uzattı ve "bir kişi" dedi. parayı aldık,biz de 500
bin lira verecektik. iki 500 binliği öne uzatıp önümdeki amcaya "birinden
2 kişi birinden 1 kişi"dedim. öndeki amcam arkaya döndü ve...
"hangisinden bir,hangisinden iki kişi" dedi. kahkayı patlatmadan önce
güçlükle açıklayabilmiştim amcaya fark etmediğini!
AYTAÇ DİNÇER/İZMİR
Gecen hafta
sonu Akcay'a denize gittik.Herkes gibi biz de akşamları degerlendirelim dedik
cıktık bir akcay turuna buyuk ugras sonunda arabayı park edip carşıya daldık
girmemizle birlikte herkesin kolunda kahverengili,mavili,yeşilli sepetler ama
gorseniz benim gibi kafayı yersiniz valla ilk etapta kendimi sepet festivalinde
falan sandım.Milletinde ilgisini cekiyo tabii eee bu kadar insan sepet
tasıyo.Bir de o yaslı teyzelerin konuşmaları yok mu onlar sayesindede dumura
ugradım aynen soyle 'KARDES SEPETI NEREDEN ALDIN COK GUZELMIS RENKLI FALAN
DIIMI KIZ AYTEN.HE EVET EVET KIZ SEBAHAT OGRENDE BIR DE BIZ GIDIP ALALIM'.Iste
bu sepetcinin sepetleri beni dumura ugrattı acaba dusunuyorumda eger bir turist
butun o carsıdaki insanların kolunda sepet taktıklarını gorse naapardı herhalde
butun akcay piknige gidiyo sanardı
Bir pazar günü
Adana'nın sıcağında E-5 üzerinde yürüyordum. Adana'nın Yeşilevler Kavşağı
denilen yerde bir üst geçit bulunmaktadır. Dumurua uğradığım yer tam bu üst
geçidin bulunduğu yer. Bilindiği gibi üst geçit yayaların geçmesi için
yapılmıştır. Ancak nedense yurdum insanı fazla kullanmaz üst geçitleri. Yine bu
üst geçitte, insanlar üst geçitin altından bütün hünerlerini göstererek
geçmekte iken, o da ne ; bir sokak köpeği üst geçide doğru yürümekte... O köpek
üst geçidi kullanarak karşıya geçti... Utandım...
Temmuz
sonu....bir cumartesi günü....Eminönünden,Otogara giden bir IETT Otobüsüne
bindim.....hava bol sıcak...otobüsde bol insan....neyse...trafiği
bilirsiniz...gidiyoz...... Otogara 10 dakkikka kala...Şöför yolu şaşırdı...bunu
nasıl becerdi hiç birimiz anlıyamadık...birden bire otoyoldan (Otogara giden)
cıktı...uyduruk bir yolla saptı....neyse sıcak mıcak olur dedik....çünkü
kendide nerde olduğunu bilmiyor...şaşkın tavuk gibi ortalığa bakınıyoz.....bu
ara bir kaç duyarlı vatandaş...dişarı cıkıp bakkaldan,kahvehaneden yol
soruyorlar,bayramlık yer gibi oldu...millete yaradı...otobüsden inip
olaşıyorlar....neyse yavaş yavaş toplandılar....bir abimizi bekliyorduk...kendisi
bir bakala girmişdi yol sormak için.....geldi ve bunları
dedi...."Bakkalcıya....burdan nasıl otoyola gideriz dedim, Bakkalcı ise
"Ben bilmem ...ben buranın yabancısıyım" dedi............. İşte o an
hepimiz koptuk
Gecenlerde
sabahleyin yolda yuruyordum.Amcamin biri kahvalti icin gevrek
(simit) alıyordu.Her zamanki gibi normal bi olay oldugu icin fazla dikkatimi
cekmez boyle seyler.... Tam balkonun altından gecerken tıkır tıkır bir ses
dikkatimi cekti. Kafamı cevirdigimde poşet içinde yukarı dogrun çekilen
simitleri gördüm.Yukarıya doğru baktığımdaysa beni DUMURa uğratan şeyi
gördüm.Amcam eline rat'ı (olta) eline almış balık tutar gibi simit leri yukarı
çekiyooo :-)
ENDER TOKAT/ İZMİR
Sizlere,
Trakya'da yaşadığım bir dumuru iletmek istiyorum. Üç dört yıl evvel avlanmak
için bir arkadaşımın Lüleburgaz'daki köyüne gitmiştim. Gündüz avımızı yaptıktan
sonra köye döndük ve çay içip dinlenmek için köyün kahvesine gittik. O sırada
televizyonda Adile Naşit ve Münir Özkul'un çevirdiği bir filim vardı, hani ikisinin
iyi turşu sirkeden yapılır yok limondan yapılır diye kavga edip ayrıldıkları
film. Neyse, televizyonu izlerken yalnız olmadığımı fark ettim. Seksenbeş
doksan yaşlarında bir dede de, ellerini bastonuna dayamış, çenesinide ellerine
yaslamış bir halde şişe dibi gözlüklerinin arkasından filmi izliyordu. Derken
bu dede öfkeyle ayağa kalktı ve şöyle dedi, " YAZIKTIR BE, GÜNAHTIR BE!
KADINCIĞAZ ÜLELİ KAÇ SENE OLMUŞTUR, AALEN DAHA FİLM ÇEVİTTİRİYELER BE" ve
kahveden homurdana homurdana çıkıp gitti. Bense elimde çay bardağı, beynimde
anlamsız sorularla öylece baktım dedenin arkasından.
Benim
yasadıgım en buyuk dumur: otobule okula giderken en arkada aykta duruyor ve
camdan bakıyordum otobus bi durakta durunca arkamızda parketmiş ticari bi taksi
gördüm şoför amcam camdan sarkmış dışardaki aynaya bakarak cımbızla kaşlarını
alıyodu valla billaaaa buna 2 gün güldüm dumuru halim ise düşündükçe hala
süregelirr.
Yıl 2000,
günlerden Ağustosun 22'si. Geç saatte Saat:23:00 gibi arabamla E-5
karayolunda Avcılardaki evime doğru ilerliyordum. Trafik bu saatlerde pek
yoğun değildir. Cennet mahallesine gelmek üzereydimki birden trafik durdu.
Dedim yine kaza oldu. Merakla bir tarafdanda üzüntüyle trafiğin sıkıştığı
noktaya geldiğimde gözlerime inanamadım. Türkiyenin en işlek karayolu olan E-5
de üç dört araba trafiği kesmiş boş olan yoldada insanlar halay çekiyor. Bir
anlam veremedim ilkönce. Daha dikkatli bakınca olayın dumuruna uğradım. Yurdum
insanı asker uğurluyordu. Şaşkınlığım bireden sinir ve öfkeye döndü. Küfür ede
ede ara sokaklara girerek evime doğru ilerlemeye devam ettim.
Ömer Rıza GÜZEL
arkadısımla
beraber tuvalette sıradan eylemlerımızı gerceklestırırken,arkadan kulak
parcalayıcı sekılde gelen sesle ırkıldık.ıcerde kapıyı olesıye
tekmeleyen,ıcerde kalmıs sahsı kurtarmak ıcın stratejık fıkırler uretmeye
basladık.oncelıkle arkadasım kapıya gucluce ıkı kere omuz atarak kırmayı denedı
ancak ıcerden hıc ses gelmedı.ıcerde kalanın neden ses vermedıgı uzerıne genıs
caplı bır tartısma baslattık.ıkıncı ılkel denememızde ıse kapı kolunu tamamen
kırdık.daha sonra kapının kılıtlı olmadıgını anladıgımızda ıcerdekı sahıs
coktan cıkmıstı bıle.ıcerden gozluklu ve tesetturlu bır bayanın cıktıgını
gorunce hafıften dumurlar alemınde gezınır gıbı olduk.ardından arkadasımız
bayana"bunu saymaz gene beklerız" seklınde yakıstırması durumu bıraz
kurtardı gıbı
TUFAN AK
Bir gün VCD
almak için ortada dolasırken bir dükyana rasladik VCD KIRALANIR falan diyordu
aa cok cazip geldi. Girdik içeri selam falan VCD ler bunlarmi kiraliyormusunuz
evet. Peki nasil olacak dedik Cevap Aynen Su! "Simdi ilk basta kapora
veriyorsunuz 5 milyon sonra her gün için sizden 1 milyon kullanma parasi
aliyoruz eger CD saglam gelirse kaporasını geri veriyoruz. Eger uye olursanız 5
Milyon kapora veriyorsunuz her gün için 1 Milyon kullanma ücreti aliyoruz. Eger
CD saglam Gelirse baska bir flim ile değiştirerek uyeliginize devam ediyorsunuz
Yok uyeligi iptal ederseniz 5 milyon verdiginiz parayı size geri
veriyoruz" Ben şimdi anlayamadım abi burda fark ne yaaa!!! DUMUR!!!!
merhaba.iki
yada üç ay önce (havalar yeni ısınmaya başlıyordu)hafif bi rahatsızlıktan
dolayı hemen evimizin karşısındaki polikliniğe gittim.
muaynemi olduktan sonra parayı ödemek için vezneye gittim.oradaki şahıs(artık
hastabakıcı mıdır,doktormudur bilemiyorum)muayne kağıdını doldurmak için adımı
soyadımı sordu.bende"özgürcan çevik" edim.adam"can göbek
adınmı" diye sordu. "hayır özgürcan bitişik olucak " dedim.adam
kağıdı doldurdu.bende parayı ödeyip çıktım.dışarı çıkarçıkmaz kağıda baktığımda
dumurların en dumuru ile karşılaştım.
kağıtta şöyle yazıyordu"ÖZGÜRCAN BİTİŞİK ÇEVİK".
ÖZGÜRCAN ÇEVİK
"ER
RYAN'I KURTARMAK" filminin,muhabbetleri vahset ve hüzne cevirdigi
dönemlerdi.Bende dayanamadım gidiyim dedim şu filme.Gittim abi film acayip
manyak başladı tüm salonu uçurdu zaten ilk 10 dk da.Neyse izleyenler bilirler
bir karakter vardı "upham" mıydı neydi.Adam tırsak bi tipte öle
savaşma falan gibi becerileri yoktu.Heyecanın tavana vurduğu dk lardı filmin
ortaları felan bu bisim "UPHAM" korkudan arkadasına cephane
taşıyamadı ve o herif öldü.Herkes kendi capında bu senaryoya üzülürken arkadan
bir ses beni ve tüm salonu dumurdan kırdı gecirdi"ULAN ALLAH BELANI
VERSİN.SENİ BU FİLME ALANIN AZINA SIÇIYIM."...
ÖZGÜR KESKİN
Merhaba ben
Ingiltere'de ogrenciyim.Bir Istanbul'lu olarak bir cok dumura ugramistim ama en
yakin zamandaki dumuru sizlere anlatmak istiyorum. Yilbasi tatili Ingiltere'ye
donusumde ucakta yanimda oturan iki bayandan bir tanesi sohbet etmek icin
yanindakine " Yolculuk ne tarafa diye sordu " yanindaki de
"kismetse Ingiltere'ye" dedi.Ben de dahil olmak uzere bircok yolcu
dumura ugramistik.
Tulin Dogan - Ingiltere
Sakarya'nın
Pamukova ilçesine yeni alınan çöp kamyonlarının üzerinde aynen şöyle yazıyor.
'Acil çöp kamyonu. TEL:551 .. .. '
Sayın belediye başkanı gecenin 2 sinde çöpü dolup krize girebilecek
vatandaşlarını düşünüp böyle bir işe girişmiş herhalde...
ULAŞ /ANKARA
Geçen gün
sümela manastırını ziyaret etmek için o mütiş manzaranın içinden
bayır yukarı doğru yürüyüp manastıra vardım girişteki ilan(FLAŞ PATLASTMAK
YASAKTIR) ilk anda garip gelsede bir bildikleri vardır diye
geçiştirdim.içerde rastladığım manzara ise tarifi imkansız bir dumur ile
sarsılmama neden olmuştu.binlerce yıllık duvar resimleri ve süslemeleri
tarihi taslar yurdum insanının gazbına uğramış eline silah alan kurşun
sıkmış duvarları defter gibi kullanarak adlarını kazımışlardı bu olay karsısında
midemdekileri oraya boşaltmamak için hızla ordan uzaklaştım
Yeşil belediye
otobüslerindeki telefonu kapama olayını hepimiz (istisnalar kaideyi bozmaz
diyelim mi?)biliriz.Geçenlerde Taksim'den evime doğru giderken yan tarafımda
bir adam telefonla konusmaktaydı.Konusmaması gerektiğini söyledim tamam dedi
fakat mesajlaşmaya basladı.Tekrar uyarınca aramızda söyle bir diyalog geçti.
-beyefendi telefonu kapatırmısınız lutfen.
-tamam kardeşim kıstık ya sesini!!!!daha ne istiyon!!! -sesini değil telefonu
kapatın fren sistemine zararlıymış. -sen nereden bilecen ben bunların
servisinde çalısıyom bi mok olmaz!!! ben bu cevaplar karsısında dumur aleminin
köselerinde dolasırken oradan baska bi adamın ''gardesim kafamı bozma kapat o
kodumun telefonunu'' duydum.Ve hemen arkasından servisçi adamın şu cevabını :
''pekala abi '' !!!
Bir arkadaşla
bir gün otobüste gidiyor, bir yandan da walkman'de "che şarkıları"
kasetini dinliyorduk. Kasetin sonundaki che'nin konuşması kısmına gelince,
arkadaşıma "çok uzun bu konuşma dinlemeyelim" dedim. O da birden
herecanlandı ve ellerini sallayarak "dur, dur che guevara şarkı söylemiyor
mu? o şarkıcı değil miydi?" dedi. Ben de dumurlardan bir demet seçmek
zorunda kaldım. Bu arkadaş bir başka gün "biz ailecek solcuyuz, hep anap'a
oy veriyoruz" dedi. Ayrıca bu arkadaş, kemalizmi komünizm zannediyor.
Ben degisik
bir dumura parmak basmak istiyorum. Hergun internetten takip
ettigim gazetelerden Sabah'ta Temmuz ayinin sonlarina dogru su BASLIK
gozlerime ilisti."KEBAPCI KEBAP OLDU". Bir lokantada cikan yangin
sonucu, calisanlardan biri maalesef yanarak yasamini yitirmis. Alin size
dengesiz, kultursuz ve adi bir zihniyet ornegi daha. Nasil bu kadar insan
hayati onemsiz olabiliyor bu ulkede anlamiyorum. "KEBAPCI KEBAP
OLDU"..Bu yaziyi okuduktan sonra isik hizindan hizli bir suratle dumur
diyarina vardim.
Sedat Evran
selam... 1998
yazında ama deve bayıltan bir sıcakta babamla Fethiye açık pazarında alışveriş
yapıyorduk. Ben elimdeki pazar torbalarıyla cebelleşirken babam patatesçiden
kallavi miktarda patates alma girişimlerindeydi. O sırada patates satan amcanın
tezgahın üzerine astığı kartondaki yazı dikkatimi çekti. Ve ellerimden
toraların kaymasına engel olamadım çünkü feci dumura uğramıştım. Yazı aynen
şöyleydi; 'MEKTANIS ÇİPSLİK KURABİYE'... Batı sentezli kopartan bir yazıydı. Ve
çok ama çok sıcaktı....
ERSİN KIYMAZ
PENDİK/İSTANBUL
Merhaba ben
Alaska/Anchorage`de yasayan az sayidaki Turklerden biriyim. Kisa sure once esim
(Kendisi Amerikali) memleket hasretiyle yanip tutusmaya basladigimi anlayim
Windows Media Player programini indirdi ve bu sayede Turk TV ve radyolarini
dinleme imkanim oldu. Bir gece esimle oturmus radyoda bir (ismi lazim degil)
muzik kanalini dinliyoruz, dedim ki : "Bak herkes mesaj birakip sesini
Turkiye`ye duyuruyor. Ben de arayip Turkiye`nin sabahina (Burada aksam
saatlerinde Turkiye yeni gune uyanmis oluyor) bir merhaba diyeyim" dedim.
Telefonu cevirdim karsima cikan ilk kisiye buyuk bir sevincle "Merhaba ben
sizi Alaska`dan ariyorum" dedim. Telefona cikan sahis
"A-aaaaaaa" dedi ve kapadi yuzume. Sonra bir daha denedim:
"Merhaba, az once telefon kesildi galiba, ben Alaska`da..." Bu defa
hic cevap vermeden kapadilar. Ucuncu arayisimda artik iyice sinirlenmeye
baslamistim: "Ya kardesim niye dinlemiyorsun beni, ben ikidir Alaska`dan
riyorum,suratima kapatiyorsun telefonu..." Sesinden oldukca genc oldugunu
anladigim kisi: "Eger nereden aradigini adam gibi soylersen niye
dinmeyeyim ki seni. Bak burada bir suru telefon caliyor..." Bu defa ben
kapadim telefonu sinirle. Az sonra aklima bir fikir geldi, yine numarayi
cevirdim ve soyle dedim: "Merhaba ben sizi Almanya`dan ariyorum..."
Boyle deyince hemen yayina aldilar. Orada "Aslinda ben sizi Alaska`dan
ariyorum..." deyince DJ telefonu kapatip alayli bir sekilde mikrofona
soyle konustu: "Bazilari cok sakaci oluyor..."
Elvan / OSBORN
İs gezisi
amaciyla gittigim Cin'de gezerken bir restaurant'in önünde kesilip pisirilmek
uzere duran kafes icindeki kediyi gorunce yasadigim dumuru atlatmak uzereydim
ki orada yasayan bir Turk arkadasla tanistim ve anlattigi olay karsisinde şok
oldum. olayi aynen arkadasin agzindan anlatiyorum:
" Kurban bayrami sabahi idi. Burada, Shangai da okuyan arkadaslarla ortak
aldigimiz kurbanlık inegi kesmek uzere yine Shangai de bulunan caminin avlusuna
gittik. belki de baba mesleginin kasaplık olmasından, inegi kesme gorevi
benimdi. 3 arkadas inegi zorlanarak devirdik. bu sırada etrafa baktigimizda
yaklasik 60 Cin'li uzaktan bizi izliyordu. Bicagi inegin bogazina dayadim ve
bogazini keser kesmez elinde kap, kacak, bardak bulan butun Cinliler yanimiza
kadar geldiler. SICAK ve TAZE KAN icebilmek icin."
Cok sukur su an Turkiye'deyim.
Ozgur Bayrak/Istanbul
Merhaba . ben
internet cafe isletiyorum. dumurdan bes dakika sonra atıyorum bu mesaji iste 5
dakika once bir polis otosu geldi kapinin onune - ben bir telefon edecegim
155'e dedi. bende abi telefonumuz internete bağlı , polis kendisine yakışacak
bir tepki göstererek söylene söylene ellerini kaldırıp ya kardeşim bi kere de
bağlanmayın şu internete dedi bizde 5 dakika kendimize gelemedik.
Free&Hak
Geçen gün
minübüs ile gidiyordum. Bir de ne göreyim. Cemekanlı arabası ile bir seyyar
satıcı, hani şu simitçilerin kullandığı arabalardan. Ama içinde ne mi var ?
Bilgisayar devreleri. Artık ekran kartımıdır, ses kartımıdır nedir, detayını
bilmem. Minibüsten gördüğüm bu manzara karşısın da dumura uğradım.
Ergun Erdoğan/Bursa
Besıktastan
mınıbuse bınıp yıldızda ınecektım malum yokus.Soforun onu
bıldıgımız dantel, havlu ve bılımum sus esyarıyla dolu vede havlunun ortasına
ozenle yerlestırılmıs cep telefonu.Tahmınen ıkıyuz metre ya gıt ya gıtmedık
cep telefonu caldı.Soforumuz sol dırsek camda el dıreksıyonda sag elı ıle cep
telefonunu aldı ve actı: - ALOOOO.. BUYRUN CEP TELEFONU....
Dün otobüse
binmiş ve eve gidiyordum.bildiğiniz gibi yeşil otobüslerde cep telefonu açmak
yasak tabi bizde buna harfiyen uyuyoruz.yolda kalmamak için otobüsün de en ön
koltuğuna oturmuş eve gidiyordum.birde ne göreyim güzel yurdumun güzel otobüs
şöförü koltuğa yayılmış elinde cep telefonu ile derin bir mevzuyu
konuşuyordu.yolculara yasak şöförlere serbest.eee nede olsa şöför konuştuğu
zaman otobüs şöföre duyarlı galiba.bu durum karşısında dumurun en büyüğüne
uğradım.
Zeynel
Amerika'da New
Jersey'deki yollarin uzerindeki dinlenme tesislerinden birinde durmustum.Hep
degisik gozlemler yapma firsati sunan ve bizdekilerden biraz daha modernce olan
mini shopping plaza'nin icinde
dolasirken jetonla calisan ilginc bir atari oyunu gordum. Jetonu atiyorsunuz,
sonra da makinenin ustundeki kol seklindeki plastikle kapisarak bilek guresi
yapiyorsunuz. Makineye ne kadar direnebilirseniz o kadar puan aliyorsunuz.
Oyunu entereasan yapmak icin ekrandan secilebilir karakterler yapmislar
ki,onlardan birini secip bilek guresini onunla yapiyorsunuz. Oniki karakter
arasinda sumo gurescisi,savasci Amazon kadin, teknolojik robot gibi eyecanli karakterler
var. Onlari incelerken birden gozlerime inanamadim. Oniki karakterden birinin
ismi "TURK"tu. Aynen bildigimiz Turk. Acaba benzerlik
midir dedim, ama ekranda altinda "Turk" yazan resim icimde hic suphe
birakmadi. Biyikli, kemikli ve kare yuz hatlari olan, yuzune babacanla acimasiz
arasi bir gulus kondurulmus ve yesil isci elbisesi giyen, isci kasketi takan
gurbuz gorunumlu bir karakter. Oyunu oynamadan uzaklasip, imajin nelere kadir
oldugunu dusunerek yoluma gittim
Oner Ayan-Amerika
Olay bir pazar
akşamı evde sukunet içinde otururken gerçekleşti. Havaların çok sıcak
olmasından dolayı evin balkonu bana gayet ideal gelmişti. soğuk bir şeyler içip
gazetemi okurken sokaktan gelen sese kulak vermek zorunda kaldım. çünkü
sokaktaki şahıs yüksek sesle birisine birşey anlatıyordu. Dikkatlice baktığımda
şahsın cep telefonu ile görüştüğünü gördüm. İşte bu esnada karşısındaki kişiye
söylediği sözler beni dumura uğrattı; "hata! tamam herkes hata yapar ama
yanlış hata yapmaz" hala bu cep telefonlu şahsın karşısındaki kişiye
vermek istediği mesajı anlamaya çalışıyorum.
niyazi üngör / ist.
Bir gun
minibüste seyahet ederken minibüs bir yolcu almak için durdu.aslında durmaması
gerekiyordu cünkü hiç oturacak yer yoktu.tabi bizim uyanık minibüsçüler hiç
kural dinlermi.neyse kadını minibüse aldı kadın haliyle ayakta gidiyo.hava sıak
diye minibüsçü kapıyıkapatmadı.bi ara minibüs bi cukuyrtdan gecer gibi oldu
kadın az kalsın kapıdan dışarıya ucacaktı.kadın
sinirli bi şekilde minibüsçüye ya kardeşim kapatsana kapıyı dedi niye acık
gidiyosun dedi.minibüsçü bi şey olmaz abla arabanın kaskosu var dedi.kasko
ya.böyle bi mantık mumkunmu?ama ne yazıkki bizim evrimleşme sürecini
tamamlayamamış minibüşçülerimiz hala bu kafayla ilerliyo!!!
Master yapmak
icin Amerikaya gitmeye karar verdim.Ankara,Kavaklidere deki Amerikan
Buyukelciligine carsamba gunu saat 10 da gittim.Lakin vize islemleri
"Pazartesi-Carsamba 8.30-10.00" gibi bir ilanla karsilastim elcilik
kapisinda.Mecburen is bir hafta sonraya kaldi.Pazartesi gittigimde,saat
henuz 8.30 olmamisti.Kapidaki gorevliye,durumumu anlattim.O da bana neden
persembe gunu gelmedigimi sordu.Bende kapidaki ilani gosterdim.O da bana
"O ilan Iranlilar icin" dedi.Bu laf uzerine uzun sure dusundum..Su an
Amerikadayim hala dusunuyorum.
Görkem Devrani
Arkadasimiz
Turkiyedeyken Marmaris'te garsonluk yapiyormus ve bir gun restorana bir cift
gelmis.Bayan Almanmis.Yanindaki adam yanlarina giden bu arkadastan menuyu
Ingilizce istemis ve bizim centilmen Turk delikanlisi getirdigi menulerden
ilkini bayana vermis.Adam duruma mudahale edip bayanin elindeki menuyu
almis.Garson arkadasimiz da gulumseyerek ve Turkce"sirani bekle
yavsak" demis adama.Ikinci menuyu de ona verip yanlarindan ayrilmis.10
dakika sonra ne yemek istediklerini sormak icin gelen arkadasa adamin cevabi
(Turkce) "cacik yok muydu bilader" olmus.Yuzu mevcut her renge
bulanan arkadas olmadigini bildigi halde "bir dakika abi sorayim "
deyip restorani terk etmis
Ebru
Karakas/Londra
Hafta sonuna
yaklaşırken, Ankara Güvenpark'ta dolmuşa binmeden önce çok
sıkıştığımın farkına varıp, oradaki umumi wc'ye uğradım. İçeri girip te tam
kapıyı içerden kilitlemek üzereyken normalde elbise ve paltoların asılı
utuldugu askıda farklı birşeyin asılı olduğunu gördüm. Her halikarda ne marka
bir ürün olduğunu anlayamasam da, duvarda tetik halkasından baş aşağı yatık
vaziyette duran yepisyeni bir tabanca asılıydı. İlk önce bir şaka olup
olmadığını anlamaya çalıştım. Tuvaletten çıkıp çıkmamak konusunda şaşırdım.
Sonra birinin unutmuş (!!) olabileceğine hükmedip çıkışta tuvalet görevlilerine
haber vermek düşüncesiyle kapıyı kilitleyip bir an önce işimi görmeye karar
verdim, çünkü durumum hiç te iyi sayılmazdı. Asılı tabanca açık bir pencerenin
yanında olduğu için çalınma olasılığı da fazlaydı, o yüzden de acele etmem gerekti.
İş bunun nereden çıktığının sorgulanmasına gelseydi, kesin zaman kaybından
pantolonuma yapma şansım vardı. Daha yeni başlamıştım ki, dışarıdan kapı
gümbürdemeye başladı. Durumu anladım, ama işe başladığım için dışarıdan kapıyı
yumruklayan zata herşeyin kontrol altında olduğunu söylemekle yetindim. Kapıyı
açtığımda ise karşıma benden de genç bir güvenlik görevlisi çıktı. Ona,
"Burada hiç unutulmaması gereken birşey unutmuşsun," dedim. Güvenlik
görevlisi genç büyük bir rahatlamayla benim çıktığım tuvalete girdi. Silahını
alıp beline taktıktan sonra aynı rahatlamayla sırtımı sıvazlayıp "Aferin
sana!" edasıyla bir "Sağol!" dedi, ve sonra da ellerini
yıkamakta olan beni oradaki şaşkınlığımla bırakıp dışarı çıktı..
A.E / Ankara
Dumur
Detayları
Pentium-Mentium Hikaye
Kara Kaplı Şahane!
Bir bilgisayar alışverişinden kalan borcumu ödemek için bayiye gidip yetkiliye
ismimi söyleyip durumu anlattım. Beni tebessümle karşılayan adam önündeki
bilgisayarla uğraşmayı bırakıp, çekmeceden meşhur kara kaplıyı çıkarttı ve
şakur-şukur sayfa sesleri içinde adımı bulup üzerime kocaman çarpıyı atıp;
"Tamam" dedi.
Onca bilgisayarın içinde yaşanan bu hadiseyi unutmak üzere çıktım gittim.
Gürdal
Dalkılıç / Van
İngilterede mastır yapam bi arkadaşım anlattı : Sınavlardan sonra tatil için
iskoçya ve diğer ingiltere şehirlerini gezerken bir lunapark görüp girmişler.
Koca eşşekler çarpışan arabaları görünce dayanamayıp hemen bilet alıp
binmişler. Bizimkiler Türkiyedeki alışkanlıkla kafa kafaya çarpıştırınca
arabaları etraftaki bütün ingilizler şok içerisinde yamulmuşlar. Hemen bir
tribün oluşturup bizim arkadaşları izleme başlamışlar. Kalabalığa lunapark
görevlileri gelip bizim arkadaşlara çarpışan arabalarda çarpışmanın yasak
olduğunu herkesin saat yönünde gitmesi gerektiğini anlatınca bu seferde bizim
arkadaşlar dumur olmuşlar. Sevgiler
Yakup ÜLKER
17 ağustos 12
kasım depremleri yüreklerimizi dağlamıştı.yüreğimizi bir nebze ferahlatan akut
gönüllülerine sizin aracılığınızla teşekkür etmek istiyorum. beni dumura
uğratan olay ise;aralık ayı ortalarında cereyan etti.yurdum insanı amaç ne
olursa olsun popüler olan bir ismi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmayı
ihmal etmiyor.işte size bir yurdum rant piyasasından bir örnek. b.evler
siyavuşpaşa caddesi üzerinde açılan bir işyeri beni dumur denizine yelkensiz
saldı.çünkü bu işyerinin adı akut mutfak ve dekorasyon. sevgilerimle
burhan balkaş
Geçen hafta
ben ve üç arkadaşım Alanya'ya gittik.Halk müziği ve özgün müzik yapan bir bara
oturduk. Amacımız güzel bir akşam geçirmekti.Müzik yapan arkadaşların mikrofon
kullanmadıklarını gördük.Bunun nedenini sorduğdumuzda polisin mikrofon
kullanmayı yasakladığını öğrendik.Daha önce de aynı yeri bir süre
kapattıklarını söylediler.Alanya gibi bir turizim beldesinde bunu anlayamadık.
Üstelik diğer bütün barlar çok yüksek sesle müzik yapıyorlarken.Sadece ve
sadece (CELLO barın adı ) bu bara özel bir uygulama hepimizi şaşkına
çevirdi.Üstelik uygulamanın nedeni gürültüdenmiş! Moralimiz bozulmuş halde
bardan ayrıldık.
Servet Akyol