|
LEMAN'DA YAYINLANAN DUMURLAR |
|
İstanbul'a
bir iş için gelmiştim...Aksaray'dan dolmuşlara bindim ve iş görüşmemi
yapacağım semte, Taksim'e doğru gidiyOrUm...Hemen yanıbaşımda oturan terleyen
ve sürekli panik halindeki Bond çantalı şişmanca adamın telefonu çaldı...Ve
'Abicim, şu an ankaradayım. Bugün uğramam size imkansız.Fakat sizin borcunuzu
mutlaka ödeyeceğim' şeklindeki diyaloğu istanbulla yaptığım iş bağlantılarını
tekrar gözden geçirmeme müsebbib olan bir dumur yaşatmıştır... Kemal
Aratan /G.Antep Fuat isimli
sahsin yanlislikla benim mail adresime gonderdigi e-mail karsisinda dumura
ugradim; "Gokhan abi.Abi kusura bakma,bu aralar elim sikisik oldugundan
borcumu odeyemiyorum.Ben hanımla tatile gidiyorum, kendine iyi bak abi"
. 3 Mart
gunu,yaka meram otobusuyle eve donerken gordugum manzara karsisinda dumura ugradim.Muhtemelen
1970 model bir mercedesin bagajina ,altindaki malzemenin ustune uzanmis sihhi
tesisatci bir eliyle cep telefonuyla konusuyor,diger eliyle otobuste bulunan
arkadasina siritarak hareket cekiyordu. 3-Fuat isimli sahsin yanlislikla
benim mail adresime gonderdigi e-mail karsisinda dumura ugradim. Sene 1994,
Giresun'da Rus Pazarı'nda dolanıyorum. Tezgahın önünde bir Rus vatandaşı
getirdiği T-Shirt'ler satıyor. Türkçe bilmediği için de T-Shirt'lerin
fiyatını bir kağıda hemşerilerimden birine yazdırmış muhakkak. Kağıtta aynen
şöyle yazıyordu. " 80 Bin, En son 70 Bin" Nasıl yani? Diye kendi
kendime sorup uzun süre gülmüştüm.
Marmaris'te
bir aksam arkadasimla birlikte bir restorana yemege gitmistik.Masamiza bir
sef garson ve onun acemi yardimcisi servis yapiyordu.Neyse biz yemeklerimizi
yedikten sonra garson yardimcisi genc adam masamiza boslari toplamak üzere
geldi.Oldukca heyecanli ve hata yapma korkusuyla dopdolu görünen bu genc
arkadasimiz bir an bana dumur carpmasi nasil olurmus ögretti.Masamizdaki tüm
boslari topladiktan sonra masa üstünde duran sigara paketime uzandi(bos paket
sandi)tam o sirada arkadasim "napiyorsun paket bos degil"diye ani
bir tepki gösterince,garson yardimcisi arkadas panige kapilip sigara
paketimin icindeki 5 sigarayi cikarip masaya ani bir hareketle birakti ve bos
sigara paketini israrla alarak oradan hizla uzaklasti.Ben ve arkadasim
cocugun arkasindan uzun uzun bakarken duble dumur carmasinin yogun soku
icindeydik. 1993
senesinde çöplüğe bırakılmış bir televizyon görüp dumur kayıtlarıma
geçirmiştim.* Geçenlerde bir hurdacının arabasında, demirlerin, bakırların
üstünde, klavyesiyle bir bilgisayar gördüm. "Hah şimdi oldu" dedim.
Bakalım bir hurdacı arabasında kolu bacağı kırılmış bir saybörgü ne zaman
görücem. Bu yazının altına düşeceğim not şudur; "Süper teknoloji var
ama, hala hurdacılar da var" Dört sayı
önce yazdığım "Pazarda numaralı gözlük satan adam"ın benzerini
Fatih Solmaz başka bir pazarda görmüş. Bu kez gözlükçü elinde tuttuğu
harfleri belli bir mesafeden okutup, sattığı gözlüğü denettiriyormuş. Yani
bir nevi muayene yapıyormuş.
Akşam üzeri
Beylerbeyi'nde trafiğin yoğun olduğu işlek cadde üstünde bir çay ocağının
önünde oturmuş çay içiyordum. Yol kenarında bir taksi, birşeyler almak için
taksiyi park ettirip yandaki şarküteriye gitmiş olan müşterisini bekliyordu.
Park etmiş taksi şoförü ocaktaki çaycıya "Kazım abi bi çay ver de
içelim" diye seslendi. Çaycı hemen verdi çayı. Bu arada alışverişini
bitirmiş olan müşterisi çabucak geldi. Taksi şoförü daha bir yudum bile
almadığı sıcak çayın tabağını çaycıya uzatarak. "Kazım abi al şu çay
tabağını, bardağı da dönüşte veririm." dedi ve direksiyonda sıcak çayı
yudumlayarak süratle gaza bastı, büyük bir hızla yoluna devam etti. Ardından
bakakaldım. Ağzı, dili ve eli yanmadan çay içerek araba süren bir şoförü ilk
kez görmenin şaşkınlığıyla çaycıyla gözgöze geldim. Çaycıdan duyduğum
"Bu giden kaçıncı bardak" sözleri uğradığım dumurun etkisini daha
da arttırdı. Birkaç yıl
önce eşimle otobüs ile ankara'dan samsuna gidiyorduk...Otobüs merzifonda
yolcu indirmek için otogara girdi. Tam karşımızda bulunan bir kuruyemiş
dükkanının önünde satıcı çeşitli yemişleri tartarak poşetliyordu. Çalışma
sistemi ilgimi çektiği için adamı öylesine izliyordum. bir ara adam
dalgınlıkla ağzını bağlamadığı leblebi poşetlerinden birini yere düşürdü ve
leblebiler yere saçıldı. Adam hemen kenarda bulunan bir süpürge ile yerdeki
leblebileri tezgahın altına doğru süpürdü. Daha sonra adam içeri her giriş
çıkışında tezgahın altında yerde bulunan leblebileri , beşer onar tezgah
üstünde açıkta satılan leblebi-kuruüzüm karışımının içine atıp hiç birşey
yokmuş gibi işine devam etti. Adamın 100 gram leblebiden zarar etmemek için
insan sağlığını hiçe sayması karşısında eşimle birlikte dumur katsayımız
tavana vurmuştu. bayram
dolayısıyla hınca hınc ınsan dolu olan kemeraltıya(ızmır) kız Marmaris'ten
bir arkadaşımla birlikte işimiz gereği tatilimizi erken kesip dönmek zorunda
kalınca ilk bulduğumuz otobüsle Bursa'ya doğru yola çıktık.Arka beşli
koltuğun bir önünde oturuyoruz ve arkamızda normalin dışında makyajlı,biraz
abartılı iki bayan kendi aralarında konuşuyorlar "herifi bulmak için
buralara kadar geldik ortada yok,kumsalda yatmaktan böbrekleim üşüdü vallahi..."
derken cep telefonları çaldı ve konuşmalardan az önce bahsettikleri adam
olduğunu anladığımız(yüksek sesle konuştuklarından istemsiz kulak misafiri
durumundayız) kişi ile şu diyalog başladı :"haytım bodrumdan geliyorduk
sana da uğraycaktık ama işimiz çok istanbul'a dönüyoruz ...."
Konuşmaları iyice uzatınca esas dumur vaziyeti oluştu. Muavin dayanamayıp
kadınların yanına geldi ve "hanımefendi lütfen telefonunuzu
kapatırmısınız, arabanın ABS sistemi bozuluyor" kadın avazı çıktığı
kadar bağırdı "aaaa neden ben kapatıyormuşum ayol,sen ABS yi kapat
!" Tam anlamıyla bir kaç dakika yaşamla bağlantımız kesildi gülmekten. Bahar
aylariydi. Antalya Bolgesi'nde isim geregi otelleri ziyaret ediyorum. Bir iki ay
önce Marmariste sahilde gezerken elimdeki boş su şişesini bir marketin
önündeki çöp kovasına attım.Televizyona gözünü dikmiş olan market sahibinin
gözü bir anda bana çevrildi.Adam gayet asabi bir şekilde 'O çöp bizim'
dedi.Bende 'Yere mi atayım' dedim ve arkamı dönüp yürümeye başladım.Adamın
arkamdan bağırdığını duyuyordum ama aldırış etmedim.Omzuma dokunup elime boş
şişeyi veren değerli esnafımız büyük bir iş yapmış gibi kasıla kasıla
yürüyerek marketine döndü. Benim
başımdan geçen olay şöyle: Antalyada bir umumi tuvalet kapısına gayet güzel
bir yazı ile şöyle yazılmıştı Tekirdag'dan
gecerken bır benzıncıde durduk.Benzıncıde bır tane berber dukkanı vardı.
Gayet duzgun herseyı dort dortluk bır berber dukkanı. Buraya kadar normal
gelıyordu kı cama yapıstırılmıs yazıyı gorene kadar. Soyle yazıyordu 'Harıcen
tras yapılmaz , sadece benzın alana tras yapılır '. Dumurun allahını yasadım. Merhaba.Bu
olay Trabzon Farabi tıp fakültesinde aynen yaşanmış bir olaydır. izmirde bir
dolmusa binmistik arkadasimla.paramızı uzatmak istediğimiz anda arkadan
birisi 500 bin lira uzattı ve "bir kişi" dedi. parayı aldık,biz de
500 |