LEMAN'DA YAYINLANAN DUMURLAR


Merhaba. Yaklaşık 1 ay önceydi. Burası Amasra, şirin bir tatil beldesi. Kuzenim, ablam ve annemle dolaşıyorduk ki ablamın işaret ettiği tabela bizi dumura uğratmaya yetti. Hepimiz gülmeye başladık. İlgimizi çektiği için bu detayı karelemeye karar verdik.
Öznur Özyurt - Bartın/Amasra

İstanbul'a bir iş için gelmiştim...Aksaray'dan dolmuşlara bindim ve iş görüşmemi yapacağım semte, Taksim'e doğru gidiyOrUm...Hemen yanıbaşımda oturan terleyen ve sürekli panik halindeki Bond çantalı şişmanca adamın telefonu çaldı...Ve 'Abicim, şu an ankaradayım. Bugün uğramam size imkansız.Fakat sizin borcunuzu mutlaka ödeyeceğim' şeklindeki diyaloğu istanbulla yaptığım iş bağlantılarını tekrar gözden geçirmeme müsebbib olan bir dumur yaşatmıştır...

Kemal Aratan /G.Antep

Fuat isimli sahsin yanlislikla benim mail adresime gonderdigi e-mail karsisinda dumura ugradim; "Gokhan abi.Abi kusura bakma,bu aralar elim sikisik oldugundan borcumu odeyemiyorum.Ben hanımla tatile gidiyorum, kendine iyi bak abi" .

Eşimle beraber Safranbolu'da gezinirken gördüğümüz ilginç bir tabelanın fotografı...
Tolga Özdemir

3 Mart gunu,yaka meram otobusuyle eve donerken gordugum manzara karsisinda dumura ugradim.Muhtemelen 1970 model bir mercedesin bagajina ,altindaki malzemenin ustune uzanmis sihhi tesisatci bir eliyle cep telefonuyla konusuyor,diger eliyle otobuste bulunan arkadasina siritarak hareket cekiyordu. 3-Fuat isimli sahsin yanlislikla benim mail adresime gonderdigi e-mail karsisinda dumura ugradim.
Gorkem Yanik-KONYA

Sene 1994, Giresun'da Rus Pazarı'nda dolanıyorum. Tezgahın önünde bir Rus vatandaşı getirdiği T-Shirt'ler satıyor. Türkçe bilmediği için de T-Shirt'lerin fiyatını bir kağıda hemşerilerimden birine yazdırmış muhakkak. Kağıtta aynen şöyle yazıyordu. " 80 Bin, En son 70 Bin" Nasıl yani? Diye kendi kendime sorup uzun süre gülmüştüm.
Özgür Öztürk


Sıcak, nemli bir yaz akşamı...
Taksim civarında yolda dalgın dalgın yürürken kolumu midye kesti... Nasıl mı?.. İnanılmaz ama aynen şöyle oldu; Zabıtalardan hızla kaçan bir midye dolmacının tezgahındaki midyeler koluma sürtündü ve çizdi... Kaçan ve ortadan kaybolan midye dolmacıların ardından kolumdaki kesiğe şaşkın şaşkın baktım. Bazen neler yaşadığımı ben bile algılayamıyorum. İster inanınız, ister inanmayınız!...

Geçenlerde yine kafam çok bozuktu... Eski bir arkadaşımı aradım. Bu arkadaşım evleneli üç-dört ay olmuştu. Hem evliliğini kutlayayım hem de halini hatırını bir sorayım dedim. Çevirdim numarayı. Şu dialogları bir dinleyiniz hele;

- Alo, Memet naber nasılsın?..
- İyiyim çok iyiyim abi...
- Oolum işler güçler nasıl?..
- İyi abi iyi hepsi çok iyi...
- Herşey yolunda mı?..
- Yolunda abi yolunda...
- Dolar birbuçuğa dayandı, ee krizle aran nasıl?..
- İyi abi şükür abi, beni etkilemedi...
- Peki evlilik nasıl gidiyo?..
- Evliliği sorma abi...
- Evliliği sorma mı?..Oolum sen evleneli daha üç ay olmadı mı lan?..
- Yok abi üç yıl oldu...
- Nee!.. Alo Memet sen misin?...
- Yok abi ben Memet diilim, hiç alakam yok...
Numarayı kontrol ettim. Meğer yanlış numara çevirmişim. Bu durumda bile adamın ısrarla konuşmaya devam etmesi şaşırtmıştı beni. Ben de devam ettim...
- Yaa kusura bakmayın, bu sıcakta bu vesileyle sizin de halinizi hatırınızı sormuş olduk... Diye özür diledim.
- Abi o kadar iyi ettin ki aramakla, çok ihtiyacım vardı... Dedi.
Neyse kapattım telefonu ve doğru numarayı ararken şunu düşündüm; Yahu herşey iyi iyi de " evliliği niye sorma " dedi... Keşke sorsaydım. Benim de bunu öğrenmeye ihtiyacım vardı...

 

Marmaris'te bir aksam arkadasimla birlikte bir restorana yemege gitmistik.Masamiza bir sef garson ve onun acemi yardimcisi servis yapiyordu.Neyse biz yemeklerimizi yedikten sonra garson yardimcisi genc adam masamiza boslari toplamak üzere geldi.Oldukca heyecanli ve hata yapma korkusuyla dopdolu görünen bu genc arkadasimiz bir an bana dumur carpmasi nasil olurmus ögretti.Masamizdaki tüm boslari topladiktan sonra masa üstünde duran sigara paketime uzandi(bos paket sandi)tam o sirada arkadasim "napiyorsun paket bos degil"diye ani bir tepki gösterince,garson yardimcisi arkadas panige kapilip sigara paketimin icindeki 5 sigarayi cikarip masaya ani bir hareketle birakti ve bos sigara paketini israrla alarak oradan hizla uzaklasti.Ben ve arkadasim cocugun arkasindan uzun uzun bakarken duble dumur carmasinin yogun soku icindeydik.
Elvan Kohout

1993 senesinde çöplüğe bırakılmış bir televizyon görüp dumur kayıtlarıma geçirmiştim.* Geçenlerde bir hurdacının arabasında, demirlerin, bakırların üstünde, klavyesiyle bir bilgisayar gördüm. "Hah şimdi oldu" dedim. Bakalım bir hurdacı arabasında kolu bacağı kırılmış bir saybörgü ne zaman görücem. Bu yazının altına düşeceğim not şudur; "Süper teknoloji var ama, hala hurdacılar da var"
* Bkz. Dumur detayları, Leman yayınları 1999, s.19.


Hava çok güzeldi, Gürcan Özkan'la dergiden çıkıp Tünel'e doğru yürüyelim dedik.. Biraz yürüdükten sonra bir kitabevine girdik.. Gürcan çizgiroman kitaplarına öyle sardırmıştı ki, dışarı çıkıp bir sigara içeyim dedim.. Kitabevinin kapısında hem sigaramı içiyor hem de gelen geçeni seyrediyordum. Bir ara parmaklarımın arasından sigaramın yok olduğunu hissettim. Ve hemen önümden sigaramın markasını inceleyerek yürüyen tinerci çocuğu gördüm. Uzun uzun sigaramın markasını anlamaya çalıştıktan sonra getirip geri verdi. Çünkü sigaram yerli markaydı.
Derya Sayın

Beyoğlu'nda bir sinemada "BALKONA TEK NOLAR" yazan bir levha gördüm. Yazı böylesine bitişik yazılmıştı. Bileti tek numaralı olanlar değil de tekno şahıslar balkonun bu kısmında seyretsin şeklinde algıladım bir an için...

Dört sayı önce yazdığım "Pazarda numaralı gözlük satan adam"ın benzerini Fatih Solmaz başka bir pazarda görmüş. Bu kez gözlükçü elinde tuttuğu harfleri belli bir mesafeden okutup, sattığı gözlüğü denettiriyormuş. Yani bir nevi muayene yapıyormuş.



Geçen gün akşam vakti dolmuşta gidiyorum arkadan teyzenin biri bağırdı evladım şu sarı kamyonetin yanında indiriver. Dolmuş şoförü dumur olmuluşbir vaziyette iyi de teyze o kamyoney hareket halinde nerde duracağını nerden bileyim....
Ali Kaya

Akşam üzeri Beylerbeyi'nde trafiğin yoğun olduğu işlek cadde üstünde bir çay ocağının önünde oturmuş çay içiyordum. Yol kenarında bir taksi, birşeyler almak için taksiyi park ettirip yandaki şarküteriye gitmiş olan müşterisini bekliyordu. Park etmiş taksi şoförü ocaktaki çaycıya "Kazım abi bi çay ver de içelim" diye seslendi. Çaycı hemen verdi çayı. Bu arada alışverişini bitirmiş olan müşterisi çabucak geldi. Taksi şoförü daha bir yudum bile almadığı sıcak çayın tabağını çaycıya uzatarak. "Kazım abi al şu çay tabağını, bardağı da dönüşte veririm." dedi ve direksiyonda sıcak çayı yudumlayarak süratle gaza bastı, büyük bir hızla yoluna devam etti. Ardından bakakaldım. Ağzı, dili ve eli yanmadan çay içerek araba süren bir şoförü ilk kez görmenin şaşkınlığıyla çaycıyla gözgöze geldim. Çaycıdan duyduğum "Bu giden kaçıncı bardak" sözleri uğradığım dumurun etkisini daha da arttırdı.

Birkaç yıl önce eşimle otobüs ile ankara'dan samsuna gidiyorduk...Otobüs merzifonda yolcu indirmek için otogara girdi. Tam karşımızda bulunan bir kuruyemiş dükkanının önünde satıcı çeşitli yemişleri tartarak poşetliyordu. Çalışma sistemi ilgimi çektiği için adamı öylesine izliyordum. bir ara adam dalgınlıkla ağzını bağlamadığı leblebi poşetlerinden birini yere düşürdü ve leblebiler yere saçıldı. Adam hemen kenarda bulunan bir süpürge ile yerdeki leblebileri tezgahın altına doğru süpürdü. Daha sonra adam içeri her giriş çıkışında tezgahın altında yerde bulunan leblebileri , beşer onar tezgah üstünde açıkta satılan leblebi-kuruüzüm karışımının içine atıp hiç birşey yokmuş gibi işine devam etti. Adamın 100 gram leblebiden zarar etmemek için insan sağlığını hiçe sayması karşısında eşimle birlikte dumur katsayımız tavana vurmuştu.
CEM CETIN

bayram dolayısıyla hınca hınc ınsan dolu olan kemeraltıya(ızmır) kız
arkadasımla bı zorunluluk uzerıne gıttık ve kız arkadasım bana toka
alacagını soleyıp benı tokacıya soktu.ıcersı ole doluydu kı ıgne atsan yere
dusmez deyımı o an ıcın yapılmıs olsa gerek.dukkan buyuktu ve hıcbır
guvenlık sıstemı yoktu.yanı goturen goturuyodu.asıl dumur sımdı gelıyor sıkı
durun:gorevlılerden bırı sole dıyordu:''bayanlaaaarrr bayanlaaaarrr
dukkanımızda guvenlık kamerası vardır ona goreeeee.''arkasından bı dakka
sonra yıne aynı adam:''bayanlaaarr bayanlaaaar kameradan SİNYALLER ALIYORUM aman haaaaa!!!'' Yani bi insan nasil sinyaller alabilir.bu ne insan mı yoksa yarı ınsan yarı robot filan mı!!veya ben cok eşşeğim teknoloji cook ilerlemis ben hala sekiyom oldugum yerde.
Ulaş Kuşku

Marmaris'ten bir arkadaşımla birlikte işimiz gereği tatilimizi erken kesip dönmek zorunda kalınca ilk bulduğumuz otobüsle Bursa'ya doğru yola çıktık.Arka beşli koltuğun bir önünde oturuyoruz ve arkamızda normalin dışında makyajlı,biraz abartılı iki bayan kendi aralarında konuşuyorlar "herifi bulmak için buralara kadar geldik ortada yok,kumsalda yatmaktan böbrekleim üşüdü vallahi..." derken cep telefonları çaldı ve konuşmalardan az önce bahsettikleri adam olduğunu anladığımız(yüksek sesle konuştuklarından istemsiz kulak misafiri durumundayız) kişi ile şu diyalog başladı :"haytım bodrumdan geliyorduk sana da uğraycaktık ama işimiz çok istanbul'a dönüyoruz ...." Konuşmaları iyice uzatınca esas dumur vaziyeti oluştu. Muavin dayanamayıp kadınların yanına geldi ve "hanımefendi lütfen telefonunuzu kapatırmısınız, arabanın ABS sistemi bozuluyor" kadın avazı çıktığı kadar bağırdı "aaaa neden ben kapatıyormuşum ayol,sen ABS yi kapat !" Tam anlamıyla bir kaç dakika yaşamla bağlantımız kesildi gülmekten.
Melih YAVUZ

Bahar aylariydi. Antalya Bolgesi'nde isim geregi otelleri ziyaret ediyorum.
Birgun gorusmem bittikten sonra, cografyamizda yasayan herhangi bir insanin bulusu, hem butun gunumu eglenceli hale getirdi, hem de o kare fotograf albumumde guzel bir yer kapladi. Yaratici mucit amca kamyonetinin kapi aynasi kirilinca yerine herkesin bildigi yuvarlak, cicekli, dis fircalari
konulacak yerleri bile olan, tuvalet aynasini ayni yere ikame etmisti. Buna
da sukur hic olmayadabilirdi de...:)
Nevzat Gunay

Bir iki ay önce Marmariste sahilde gezerken elimdeki boş su şişesini bir marketin önündeki çöp kovasına attım.Televizyona gözünü dikmiş olan market sahibinin gözü bir anda bana çevrildi.Adam gayet asabi bir şekilde 'O çöp bizim' dedi.Bende 'Yere mi atayım' dedim ve arkamı dönüp yürümeye başladım.Adamın arkamdan bağırdığını duyuyordum ama aldırış etmedim.Omzuma dokunup elime boş şişeyi veren değerli esnafımız büyük bir iş yapmış gibi kasıla kasıla yürüyerek marketine döndü.
Pınar Balıkçı

Benim başımdan geçen olay şöyle: Antalyada bir umumi tuvalet kapısına gayet güzel bir yazı ile şöyle yazılmıştı
0-6 yaş ücretsiz
6-12 yaş 100,000
12-üstü 250,000
Antalyada herşey turistik olmuş sevgiler.
İzzet Elli

Tekirdag'dan gecerken bır benzıncıde durduk.Benzıncıde bır tane berber dukkanı vardı. Gayet duzgun herseyı dort dortluk bır berber dukkanı. Buraya kadar normal gelıyordu kı cama yapıstırılmıs yazıyı gorene kadar. Soyle yazıyordu 'Harıcen tras yapılmaz , sadece benzın alana tras yapılır '. Dumurun allahını yasadım.
Coşku Altuğ

Merhaba.Bu olay Trabzon Farabi tıp fakültesinde aynen yaşanmış bir olaydır.
Acil kapısının önüne kornalar çalarak 2-3 araç geliyor. içinden insanlar fırlayarak klasik doktorlar nerde sedye getirin şeklinde bağrışmalar oluyor.
Öndeki arabadan çıkan bir kişi arkadaki arabaya hastayı arabadan çıkarmasını söylüyor. Ve arkadakinin yanıtı SİZİN ARABADA DEĞİLMİYDİ . Yani vatandaşlar hastayı Rizede bırakıp diğer arabada olduğunu sanarak Rize'den yani 1 saatlik yoldan son sürat gelmişler.
Devrim Bektaş

izmirde bir dolmusa binmistik arkadasimla.paramızı uzatmak istediğimiz anda arkadan birisi 500 bin lira uzattı ve "bir kişi" dedi. parayı aldık,biz de 500
bin lira verecektik. iki 500 binliği öne uzatıp önümdeki amcaya "birinden 2 kişi birinden 1 kişi"dedim. öndeki amcam arkaya döndü ve... "hangisinden bir,hangisinden iki kişi" dedi. kahkayı patlatmadan önce güçlükle açıklayabilmiştim amcaya fark etmediğini!
AYTAÇ DİNÇER/İZMİR