Beylerbeyi'nden
Boğaz köprüsüne çıkan yolda aç bir köpek yoldan geçen bir teyzenin çantasına
doğru hareketlendi. Teyzenin köpeğe cevabı ilginçti: "eşşoğlueşşek".
Uygar Doğan
Yaşadığım bir
diğer dumur ise sinemadaydı. Matrix filmindeyiz, filmin en hareketli yerinde
önümdeki adamın telefonu çaldı ve adam telefonunu çıkardı. Ben kapatıcak sandım
ama öyle olmadı.. Adam telefonu açtı ,ben bu seferde sonra ara diyecek sandım
ama oyle de olmadı. Adam filmi anlatmaya başladı herkes bir ağızdan kapaaaaaatttt
diye bağırdı ve adam konuşmasını kesti. İki dakika sonra yine çaldı ve adam
kaldığı yerden anlatmaya devam etti.
Hayatımda yaşadığım
dumurlardan iki dolmuş dumurunu yazıyorum. İzmir Bornova - yeşilyurt dolmuşuna
bindim ve eve dönüyordum, yanımda 2 arkadaşım vardı. En arkaya bindik ve paraları
öndeki teyzeye uzattık ve 3 kişi uzatırmısın teyze dedik ve teyze bize şöyle
bi cevap verdi "öne mi uzatılıyo"...... daha sonra biri dolmuşu
durdurdu ve son durağa gidermi dedi.
Gökhan Anlı
2001 yılı Aralık
ayında Üniversiteler arası Dil Sınavına (ÜDS)girmek üzere Ankara'ya gittim.
ODTÜ kampüsündeki fakültelerden birinde sınava girdikten yaklaşık yarım saat
sonra gerilerden gelen bir sesle herkes yerinden hopladı.Düpedüz bir horlamaydı
bu! Benim üç sıra arkamdaki vatandaşın birisi kafayı masaya dayamış, horlaya
horlaya uyuyordu! Gözetmen gelip uyundırdı... Biz de dumura uğuramış vaziyette
soruları yanıtlamaya devam ettik.
Dr. Çağlayan Üçpınar
Denizlinin en
büyük ve en ünlü kitabevindeki dergilerin reyonunda duvarda asılı olan şu
yazı beni kültür ortamında dumura uğratarak iki kat şok etti: DERGİLERİN POŞETLERİNİ
AÇMA HEDİYELERİNİ ÇALMA
Birol Kıraç
Bir arkadaşımın
yaşadığı bir olay.İstanbul'un kara kışa teslim olduğu günlerde,arkadaşım Bengü
de Teşvikiye'de bir arkadaşına sığınmak zorunda kalmıştı. Orada kaldığı günlerden
bir gece, saat gece yarısını çoktan geçmişken, keyifle camdan dışarısını izliyorlarmış.
Bu sırada dumura uğrayacakları olay cereyan etmiş. Yoldan geçen bir adam dikkatlerini
çekmiş. "Adamcağız gecenin bir köründe sırtında ne taşıyor acaba?"
diye merakla adamı izlemişler. Birkaç saniye içinde adamın taşıdığı şeyin
kayak takımı olduğunu farketmişler. Adam elinde kayak takımıyla Teşvikiye'nin
o ünlü yokuşlarından birine gelmiş ve kayakları ayağına geçirip uzaklara doğru
kaymaya başlamış. Amcamın kayarken stil yaptığını da belirtmeden edemeyeceğim.
İlke Haydaroğlu
Geçen gün hayatımda yaşadığım en büyük dumuru anlatacağım.. ben yaklaşık 5
senedir internetle uğraşıyorum ve genelde cafeden giriyorum.. her zaman takıldığım
cafeye de arasıra yardım ediyorum boş kaldığım zamanlarda.. birgün bir adam
geldi ve arkadaşlar dolu olduğu için benim yardımcı olmamı istediler.. yanına
gittim okey oynamak istediğini söyledi ve adres çubuğuna bir adres yazmıştı..
doğrusu: www.okey.gen.tr olan adresi adam WWWW.OKİY.KOM.TİRE diye yazmıştı..
İnternet aleminin en büyük dumurunu yaşamıştım.. hiç istifimi bozmadan arkadaşların
yanına gittim olayı anlattım herkes cafede yerlere yattı.. :))
OKYANUS
Geçenlerde 84 yaşındaki süper babannem Kamile hanım kapı zilini duymadığı
ve sadece kapıya vurulduğu zaman duyduğu için kapıya her yaşlınınki gibi zor
anlaşılır bir el yazısıyla "ben evdeyim,kapıya vurun" yazılı bir
kağıt asmıştı.Ablamla ben bunu gördük ve bir miktar güldük,ertesi gün kapıda
"ben evdeyim,kapıya yumrukla vurun!" şeklindeki kağıdı görünce ilk
dumurumuz başladı.Asıl dumurumuzsa ertesi hafta gerçekleşti,babannem bu sefer
kendini bayaa bi aşmıştı ve kapıda aynen şööle yazıyodu"ben evdeyim,kapıya
yumrukla güm güm güm vurun!!!
Esra İyidoğan / İzmir
Ben mersinde oturuyorum lise 2. sınıf öğrencisiyim doğal olarak sınavlara
hazırlanıyorum bir gün okul çıkışı özel derse giderken yanıp sönen ışıklı
bir levha dikkatimi çekti üzerinde ki yazıyı okuyunca dumura uğradım..Levhanın
üzerinde MÜCADELEYE DEVAM RESTAURANT yazıyordu. :)
Cenk Haşimoğlu / Mersin
İtü de derse gitmek için dolmuşa bindim.Dolmuşta sadece arka sol köşede boş
yer vardı ve oraya oturdum.Hepimiz biliriz ki arkadaki yolcular ücreti ön
taraftaki yolcuya verir ve ücret öndeki kişiye sırayla uzatılarak şoföre kadar
gider. Parayı çıkardım ve öndeki adama bi maslak dedim.(itü maslakta).Adam
başta ne yaptığımı anlamadı.Sonra yerinden kalktı,şoförün yanına gitti ve:"Arkadaki
oğlan bi maslak diyo..."dedi.Haliyle hem şoför hem ben hem de diğer yolcular
DUMUR...
Mehmet Hikmet BOLAT Gültepe / İstanbul
Bizim bi edebiyat hocası vardı kulakları çınlasın bi keresinde derste ,aklınızda
bulunsun bi gün yanınızda atom bombası patlarsa ağzınızı açın bişey olmaz
dedi bi keresinde de mayısın 5 hafta olduğunu iddia etti gerçi biz pek şaşırmadık
ama size ilginç gelebilir.
Kağan Aras
Bir halk ekmek büfesinde mükemmel bir yazi gördüm. Sanirim satici kendi el
yazısıyla yazmıştı. Üstünde "Lütfen veresiye istemeyin sonra vallahi
UNUTUYORUM" yazmıştı.
Gencer Genç / Ankara
Bu olay 3 ay önce Bandırmanın köylerinden birinde başıma geldi; Bandırma'ya
geridönerken bir başka köyden geçmemiz gerekiyordu.Bindiğimiz minibüsün şöförü
tanıdıktı ve minibüste bizden başka kimse olmadığı için bize dönüp "abi
şurdan bi benzin alayım uyarmı"dedi.Bizde tabi bilader dedik ve gözlerimiz
köyün içinde etrafta bi benzinlik aramaya başladı.Bir iki dakika sonra minibüs
bir evin önünde durdu,kornaya iki kere bastı ve içerden yengenin"geliyrumm"diye
sesini duyduk.Biz hala olayı anlayamamanın saflığında düşünceler içinde geziniyoruz.
Sonra anladık ki evin garaj kısmında dev gibi bir benzin tankı ve pompası
durmakta;varan birr... İkinci dumur ise şöförün bize dönüp"ağbi buranın
benzini hiç biryerinkine benzemiyor"demesi.Daha sonra bu olayı anlattığım
o yörenin insanı olan bir arkadaşımın"hakkatten oranın benzini çok güzel"demesi
de ayrı bir olay... Yahu kardeşim bu benzin memba suyu gibi birşey olsa gerek.
Evren Ulusoy
2001 yili ramazan ayi, her kanalda oldugu gibi İzmir'in yerel TV kanallarindan
birinde iftar saatine yakin yemek tarifi veriliyor.Asci hem yapiyor hem tarif
ediyor: "...ince ince kiydigimiz lahanalarimizi, biberimizi havuclarimizi
tavaya koyup karistiriyoruz biraz kivama geldiginde üzerine bir su bardagi
BEYAZ SARABI ilave ediyoruz, piserken renkleri degismesin diye...??? iftar
yemegi? sanirim bunu dinlerken oruclu olanlarin rengi de degismemistir.
Ali E. Titiz / İzmir
Benden yasli bir arkadasim anlatiyor. Tayini Izmit'ten Mardin'e cikmis, esyalar
kamyona yuklenmis ve yola cikilmis. Urfa-Mardin arasinda bir yerler. Esya
yuklu kamyon basmis gaza yolda ilerliyor. O sirada yolda iki yurdum insani
yolun ortasinda dikilmis hararetli hararetli birseyler konusuyorlar. Kamyon
soforu korna korna; yoldakilerden tik yok. Bu sefer sofor fren fren; zor durabilmis
adamlarin hemen onunde. Sofor uzatir kafsini camdan sinirli bir sekilde disari:
" Yav kardesim gormuyor musunuz koskoca kamyonu, hadi gormediniz kornayi
da mi duymadiniz?" Gelen cevap: " Yav goriirsinki onemli bisey kunusiriiz
surda, ne baarirsin ki?"
Mehmet EKİCİ /ADANA
İzmit'te yaşıyoruz. Bir akşam, iş çıkışında eşim ile buluşup, minibüs ile
eve doğru gitmeye başladık. Duraklardan birinde, elinde kocaman bir çuval
olan bir adam, minibüse yönelip çuvalı basamağa bırakarak şoföre seslendi:
"Otogara gidiyo mu abi?", hayır cevabını alınca bir an duraladı.
"Eeee, önünde kocaman gidiyo yazmışsınız" dedi, şoför biraz sinirle:
"Nerde yazıyo hemşerim!" diye çıkıştı. Adamcağız çuvalı bırakıp,
minibüsün önüne yönelip o kocaman yazıyı, yani minibüsün markasını gösterdi:
"OTOKAR". Eşim ve ben başta olmak üzere, yolcuların hemen hepsi
kopmuştu...
Hüseyin KAHRAMAN / İzmit
Her zamanki sıradan günlerden biriydi...ta ki İETT bileti almak için sıraya
girene kadar..Ugradıgım dumur hezeyanıyla essizdi... ne mi oldu? ondeki yasli
teyze en erken Sarıyer otobusune bi tam bilet istedi... o anda arkadaslarla
koparken sorduk "cam kenarımı olsun teyzecim..?":))
Aykut Duyguvar / İstanbul
Geçen sene akşam iş dönüşü kadıköy-pendik minibiüslerine bindim içerisi komple
bordo-mavi, şoför abi laz...ineceğim yere geldiğimde "ışıklarda inecek
var!" dedim. şoför:"ne o? yoksa karanliktan korkayi musun ?"dedi
.... minibüsten kendimi dışarı zor attım.
Ömer Ergürsel - Erenköy
Ben burdurda mak.res.kons. bölümünü okuyan bırgencim.benım basımdan gecen
olayı anlatayım size.İstanbula otobusle sureklı gıdıyorum. gene boyle bırseyehatte
saat 3 gıbı uyandım ve susadım.bunun üzerinemuavini cagırdım. muavın geldıgınde
ona "bır bardak sugetırımısınız" dedıgımde gecenın o sersemleticidumurunu
yasadım. adam bana "suyu napıcaksın" demıstı
Borga Yurt
Malatyada üniversitede okuyorum..okuldan eve gidiyordum, ve durağa 50 -100
metre kala bir adamda yanımda iki elinde torbayla gidiyordu. yardım etmek
için amca yardım edeyim deyip elindeki torbaları alayım derken adam bana bağırarak
'ben bu torbaları 2 saatlik yoldan getiriyorum şimdi mi aklına geldi' diyerek
beni dumur manyaa yaptı valla..
Uumut / Malatya
Birgün otomobilimle feriköy civarından geçerken trafiğin benim gittiğimyönde
tek yön olan bir sokağa girdim.Sokağın ortasına geldiğimde karşıyönden gelen
bir kamyonetle karşı karşıya geldim.Adam sanki ben ters yolagirmişim gibi
selektör yapmaya başladı. Ben kafamı camdan çıkartıp"kardeşim bu sokak
tek yön ters yönden geliyorsun"dediğimde adamın banaverdiği cevap karşısında
dumur rüzgarlarına kapıldım. adam;"burası istanbulhemşerim uyanık olacaan"
M.Gürel
Apartmanın kapıcısı bahçedeki dut ağacına çıkan çocukların önünü kesmek için
ağaca alaktrik döşemek gibi bir yol seçmiş ama Allah'ı var bi' de uyarı yazısı
asmış,aynen aktarıyorum: ´´Duda çıhma.. Ceyran kapar,sona garışmam...´´
Fatih Malcı
Selamlar, İki hafta önce abanttayım bir seminer için beş yıldızlı bir otelde
kalıyoruz oteldeki bahşiş kutusnda yazan yazı beni dumura ugrattı kutuda aynen
şöyle yazıyordu kutu bahşiş kutusu üzeride ingilizce tip box yazıyor türkçe
olarakta tip kutusu yazıyor :))
Ercan Coşkun
Amfideki derslerden birinde tebeşir getirmeyi unutan bir hocasınıftaki arkadaşlardan
birini tebeşir almaya gönderdi,(amfiler iki kapılı...) arkadaş tebeşir almaya
çıktı, kısa bir süre sonra diğer kapı çaldı vekapıdan kafasını uzatan arkadaş"hocam
fazla tebeşiriniz var mı?" dedi. Dumura uğrayan sınıfı şu cevap kahretti"maalesef,
biz de az önce bi arkadaşı gönderdik"
Ankara da Kocatepe camii nin altındaki parkta duvarda yazan yazı bizi dumur
etmekten öteresmen kopardı "BEL FITIĞI İÇİN BUTONA BASIN"
Division Bell
GEÇEN SENE ŞUBAT AYINDA ASKERLİK DÖNÜŞÜ TRABZON'DAN UÇAKLA İSTANBUL'A GELİYORUM,
YAKLAŞIK 1.5 SAATLİK UÇUŞTAN SONRA ATATÜRK HAVALİMANINA BAŞARIYLA İNDİK, LABİRENT
GİBİ OLAN MERDİVENLİ TÜNELLERDEN BİR SAĞA BİR SOLA DERKEN OTOBÜSE BİNDİK,
BEN OTOBÜSÜN ORTALARINDA AYAKTAYIM, OTOBÜS TAM HAREKET ETMEK ÜZEREYKEN ARKALARDAN
BİR FERYAT BİR FİGAN, NE OLDU DİYE BAKARKEN, YAKLAŞIK 70-75 YAŞLARINDA BİR
TEYZE KARADENİZ ŞİVESİYLE BİRŞEYLER SÖYLÜYOR, BENDE KULAĞI KABARTMIŞ ANLAMAYA
ÇALIŞIYORDUM,DERKEN DUMUR ANI GELDİ TEYZEM UÇAKTA GELİRKEN AYAKKABILARINI
ÇIKARMIŞ VE İNERKEN DE GİYMEYİ UNUTMUŞ,TABİİ BEN KOPMUŞ BİR HALDE DUMUR DİYARLARINDA..
Bülent Gündüz
Biz hastaneye bir arkadaşımızı götürdük,arkadaş muayane olurken bizde haliyle
koridordaki koltuklara oturup bekleme moduna girdik.Az sonra içeri bir adam
girdi fakat her adım atışında ayakkabısından ses geliyordu.Görevli yaklaşıp
adama,"beyfendi ayakkabınızın altına taş sıkışmış galiba bu şekilde dolaşamazsınız
hastalar rahatsız oluyor" dedi.Adamda dışarı çıkıp bir elektrik direğine
tutunarak ayağını sallamaya başladı.Tam o sırada çöpçünün teki süpürgesini
adama bayağı sağlam bir şekilde indirdi.Adamcağız oracıkta yere kapaklandı,bizde
dahil olmak üzere diğer meraklı vatandaşlar olay yerine toplandık,adamı kaldırıp
hastaneye taşırken biri çöpçüye sordu."Yahu adama nediye durduk yerde
vurdun?"çöpçüde"Onu elektrik çarpmıyomuydu"demezmi.
Burak Öztürk
Eczanemi ilk açtığım günlerdi, ögrencilik dönemimde bir eczanede staj yapmadığım
için doktor reçetelerini okumakta epey zorlanıyordum, bana eczacılıkta hiç
bilgisi olmayan erkek kardeşim yardım ediyordu. Birgün bir bayan gebelik testi
için geldi o zaman gebelik testleride şimdiki kadar kolay yapılmıyordu. Biz
kardeşimle arka tarafta idrarı çözetinin içine damlattık eğer çökelme olursa
hamile , olmazsa hamile olmuyor idi fakat biz bir türlü çökelmenin olup olmadığına
karar veremiyorduk ne çökelmiş nede değildi , birden kardeşim ön tarafa gidip
'' siz biraz hamilesiniz '' demezmi...!!!!
A.Ayan
Bir internet sitesine üye oluyodum, üyelik formunun cinsiyet bölümünde şu
uyarı vardı "en çok birini seçebilirsiniz"
Yılmaz Erbil
Bir kaç yıl evvel sarılık olmuş bir arkadaşı ziyaret etmek için kütahya ssk
hastanesine gittik.girişte görevli bize ayağımıza takmamız için onun tabiri
poşet almamızı söyledi. bizde tabiki dedik ''ne kadar'' diye sordum ''500
000 tl'' dedi. parayı uzattım aldı ''tamam'' dedi. ben bekliyorum bana ne
bekliyorsun dedi galoşu ver dedim adam bana döndü başhekim yok takmasanda
olur geç dedi ve gitti.ben şoklar şokunda kalakaldım.
Ahmet Duman
Bugün beni dumurun doruklarına çıkaran bir olayı anlatmak istiyorum.Ben özel
bir firmanın tuketici danisma merkezinde calisiyorum.Sabah geldim bilgisayarimi
actim maiilerime baktim ve bir müsteri mektubunuactim kadin bize Amerika'dan
yazıyordu ve sorusuda şuydu:Projektor cihazım var "acaba duvarı beyaza
mı boyasam daha iyi sonuc alirimsiyaha mi?"Yahu kardesim Amerika'da yasıyosun
projektör kullanıyorsun ve Türkiye'yeİngilizce bir maille bunu soruyosun.Bu
sabahın ilk saatlerinde beni güldürenvahim bir dumur vakasıydı.
Sara Silan/İstanbul
Kuzenim bi keresinde sırtında eşşek kadar çantasıve üzerinde üniformasıyla
otobüse binmiş.Öğrencikartını soran şoföre"belli olmuyo mu öğrenci olduğum?"diye
sorunca aldığı "ben ne bileyim senin ucuza binmekiçin öğrenci kılığına
girmediğini?"cevabı üzerine ortaşiddette bir sabah dumuruna uğramış.
Mert Erdil
Ben adanalı bir gencim adanada bir gün çarşıya gitmek için dolmuşa bindim
ilk başta iyi giden yolculuğum hatanelr kavşağına gelince bozuldu orada yayaların
karşıya geçebilmeleri için üst geçit yapılmıştı ve araç yolları arasında karşıya
geçiş engellenmişti fakat bir yerinden nasıl olmuşsa fire vermiş ve açıklık
vardı araçtaki yolculardan biri yanındaki arkadaşına dönerek'hadi duraktan
önce inelim de şuradan geçeriz şimdi kim tırmanacak orayı'dedi şöförde onları
duraktan önce öylece indirdi ben hala onların karşıya demirlerin arasından
nasıl geçtiklerini izliyordum bilmiyorum yani...
İbrahim Uygur /Adana
Enistem Rize den tasınalı bir sene olmus izmir'e..ilk defa izmirden rizeye
otobusle gidecekmis,otobuse binmis gecenin yarisinda,cay servisi yapilmis..hani
biliriz ya otobuslerde sallama cay olur.enistemde ne bilsin rizeliya:)uyku
sersemi poset caya soyle bi bakmis allah allah demis,demesiyle birlikte poseti
yırtıp icindeki cayi suya bosaltmis.az sonra hostes gelip "pardon efendim
posetiniz delik galiba değiştireyim "deyince enistem sinirlenmis ve soylenmiş
"kizim ben rizeliyim, cay icmesini bana mi ogretiyosun "demez mi
!!!
Hakan Erişken
Ben kastamonu da ogrencıyım zaten olay burda kopuyor kendılıgındengecen gun
bır duragın onunden gecıyordum heryerdekı durakların durumunu bılırsınız ask
ılanları,kinler,nefretler hep oralara dökülür gelelim sadede herneyse yürüyorduk
duragın önünden geçerken bir baktık çok güzel bir sekilde durak boyanmıs ama
gel gelelım bu boyamanın uzerıne duragı boyayan elemanımız GENÇLE DURAGIMIZI
LÜTFEN TÖMÜZ DUTALIM!diye devasa harflerle dipnot bırakmıs eee soyleyın sımdı
dumur kim?
Deniz Denizz
Yaşlı bir teyzeyle amca muayenehaneye geldiler. Teyzehastaymış. Muayene bittikten
sonra teyzeye röntgençekilmesi gerektiğini söyledim. Amcanın eline röntgenistek
kağıdını verdim. Amca teyzeye dönerek 'sen burdaoturadur, ben şunu halledip
geleyim' dedi. 'Amcanaapıyosun sen şimdi?, Kime çekilcek bu film yani?'diye
sordum. Teyze araya girdi: 'Oğlum, bey gitseyanlız çekmezler mi?'. 'Çekmezler
teyzecim' diyebildim usulca.
Berkant Atay
Dün ÜSTÜ AÇIK SAHIN gördüm ben... Artık hiç bir sey beni sasırtamaz.
Berkan Öztürk/Bursa
Hemen herkes bakkala ,kasaba filan gittiğinde "Lütfen veresiye teklif
etmeyin" veya "veresiye satışımız yoktur" türünde bazı yazılar
görmüştür.Fakat burda öyle bir kömürcü varki kendini biraz aşmış. Adamcağız
bundan öyle bıkmışki koskoca metal levha üzerine şu yazıyı yazmış : "Veresiye
isteme ,vallahi yeminliyim , istersen mahçup olursun." Bu yazıyı hergün
okula giderken görüyorum.bigün gidip adamla tanışacağım.Çok merak ediyorum
acaba nasıl mahçup olabilirim..
Serkan Arslan/İzmir
Gelibolu'da üniversite ögrencisiyim.Bir gün çarsida yürürken züccaciyeci,baharatçi
benzeri bir dükkanin camindaki afise gözüm takildi.Aynen ve sadece sunlar
yaziyordu; "Sagliginiz için Simli ZuZu Holihop Afrika Sesli"...
Direk dumur oldum orada.Bir de yamyam resmi vardi afisin üzerinde.Içeri girip
de ne oldugunu sormadim daha.
Yine bir gün Canakkale'ye merkez kampüse gitmistik arkadaslarla.Vapurla karsiye
geçtikten sonra vapurdan iner inmez iskelede bir kokoreççi dikkatimi çekti.Amcam
aynen sunlari yazmis kokoreç arabasının üzerine; "No mac donald Yez kokareç.isxir
W.W.W.KOKAREÇÇİ.COM.tr. "
Yine ayni gün Canakkale'de dolasirken bir pasaja girdik arkadaslarla.O sirada
tuvalete gitmem gerekti.Tuvaleti buldum ve bir anda tuvaletin kapisindaki
yaziyla karsi karsiya geldim : "Bu is bedava olmaz!"
Bizim siniftan bir arkadas geçenlerde kiz arkadasiyla beraber minibüse biniyor.Gelibolu'daki
minübüslerde elli bin lira ögrenci indirimi vardir.Elemanin kiz arkadasi ögrenci
degil.Arkaya geçip oturuyorlar ve parayi uzatiyorlar; "Bir ögrenci,bir
tam".Soför arkaya söyle bir dönüyor ve; "Her saçini uzatan,küpe
takan ögrenci oluyor kardesim!,hani senin kravatin ceketin?" Arkadas
yanitliyor ,"Iyi de abi ben üniversite ögrencisiyim". Adam sinirleniyor,
"En azindan bi kravat tak bari".Neyse mevzu kapaniyor.Soför elli
bin lira daha istiyor elemandan.Daha sonra yol boyunca soför sinirinden kendi
kendine söyleniyor.Biraz ileride bastonlu yasli bir amca minübüse biniyor
ve soför lafi patlatiyor; "Ne o amca yoksa sen de mi ögrencisin?"
Emre Durmaz/
Gelibolu
Birgün evde televizyonda
haberleri izliyorduk bir uçagın düştüğünü haberini aldık ve bunun nedeni olarakta
şu cevap verilmişti"TEK MOTORLU BİR UÇAĞIN MOTORLARINDAN BİRİ ARIZALANINCA
DÜŞMÜŞTÜR"
Çağatay Titiz
Kartal'da otobüs
duraklarında bekliyorum. Birden bir gürültü koptu ve sağımdaki solumdaki insanlar
kaçışmaya başladı. Doğal refleks olarak bende bulunduğum yerden geriye doğru
çekildim . Bu arada tepemizden aşağı bir şeyler dökülmeye başladı. Kenara
çekilip ne olduğuna baktığımızda yüksek bir iş makinesinin elektrik ve diğer
kablolara takıldığını ve bunları direkleriyle söktüğünü gördük, neredeyse
üzerimize düşende bu direklerden biriydi. Neyse bu küçük dumuru atlatınca
büyük dumur geldi. İş makinesinin sürücüsü makinenin üzerine çıktı, bir taraftan
çıplak elle makineye takılan kabloyu elliyor, elektrik var mı hesabından,
bir taraftan da eli kablodayken vücudunu uzak tutmaya çalışıyor. Çarpılırsa
sadece eli çarpılıp vücudu kurtulacak! Neyse elektrik yokmuş, kabloyu atıp,
direksiyona geçip direklerin, kabloların harabe yerine çevirdiği duraktan
hiçbir şey olmamış gibi ayrıldı ,gitti.
Suzan Zengin
Ekonomik kriz
yeni iş kolları,yeni iş kolları da yeni dumurlara davetiye çıkarıyor.bir gün
kızılay dan okula giderken iş yerlerinin bulunduğu bir apartman penceresinde
aynen şöyle yazıyordu."pratik yapmak isteyenlerle
ingilizce muhabbet edilir."
Zahofer
Geçenlerde işyerim
adına fiyat almak amacıyla İstanbul'da bir firmayı aradım. Yetkili kişi ile
görüştükten bir süre sonra fax numarasını istemeyi unuttuğumu farkettim. Firmayı
tekrar aradım. Sekreter olduğunu sandığım bir hanımefendi telefonu açtı.Telefon
görüşmesini aynen yazıyorum.:-Hanımefendi ben ..... firmasından Turhan. Az
önce arayıp ...... beyle görüşmüştüm. Faksınızı almayı unutmuşum. Öğrenebilir
miyim? (Kalem elimde bekliyorum.)-(Sorgular gibi) Siz kimsiniz? Niye istiyorsunuz?-(Tekrar
kendimi tanıtıyorum)-Hayır efendim veremem.-Pardon!!..Hanımefendi faksınız
diyorum. ........bey faksımı bekliyorda. Faksınız yok bende.-Veremem beyfendi
yasak. Bir kere başım derde giriyordu. Az daha işimden oluyordum, zaten yenigirdim.
Çok zor buldum bu işi ben. Bir daha nasıl işbulurum....(vs. vs. vs.)-Ya hanımefendi
faksı vermek nasıl yasak olurmuş(falan filan.... dedimsede anlatamadım.)-O
zaman ..........beyle görüşmek istiyorum.-Yok efendim yarım saat sonra gelecek.Yaşadığım
dumurun balyoz etkisiyle telefonu kapattım.Sonra daha önce konuştuğum şahısla
konuşmak nasip oldu. Özürler özürler...Olayı arkadaşlarıma anlattığımda kahkahalar
arasında yorumları şu oldu: -Fax makinesini istediğini sanmasın dumure hanım.Sizce???
Turhan KARACA/BURSA
Bi gün Diyarbakır'dan
Ankara'ya giderken sabah çok yaklaşmışız artık.. Ankara'nın orta Anadolu müzikleri
çalan fingirdek radyolarından birini açtı şoför..Bir reklam girdi sonra..
Fon meşhur "Güz Gülleri".. Reklam şöyle: "Güz Gülleri Yapı
Kooperatifi"... O an çok güldüm.. Otobüsteki tipler de çok komik göründü
bana..
Serdal Han
Geçenlerde gecenın
ilerleyen saatlerinde birtelevizyon kanalının şu anda adını hatırlayamıyorumki
tahmınen kablolu tv deki yerel kanallardan biriydi ertesi gün oynayacak programlar
listesinde birprogram ismi gördüm.Bir çizgi film di adı ise EN DELİKANLI KUNDUZ.
Düşünebiliyormusunuz uğradığım dumuru..
Serhat Eyibilir
Ben deu .müh
fak. makina müh. bölümü öğrencisiyim.okulun ilk haftasıydı müh. malzemeleri
dersimiz vardı.ders saatinin başlamasının üstünden 30dak. geçmesine rağmen
hoca gelmemişti.biz de ders düştü diye çektik gittik.ertesi ders hoca bize
şu şekilde bağırdı:'madem ders vardı bana niye haber vermediniz' .haliyle
esaslı bir dumur olayı yaşadık.
Ahmet Duman
GECE 01.30, KÖPEĞİMİ
GEZDİRİYORUM.KARŞI KALDIRIMIN KENARINDA BİR ARAÇ SÜREKLİ KORNAYA BASIYOR.UYARDIM
"BEYFENDİ ÇILDIRDINIZMI?NEDEN KORNAYA BASIYORSUNUZ?SAATTEN HABERİNİZ
VAR MI?"O ANDA BİNANIN 8. KATINDAN BİR HANIMEFENDİ BANA SESLENDİ "SİZ
NE KARIŞIYORSUNUZ BEYFENDİ O BİZE KORNA ÇALIYOR".CEVAP VEREMEDİM TABİİKİ.HOŞ
VERSEM ANLAŞILIRMIYDI VE FAYDASI OLURMUYDU BİLMİYORUM.
Semih
Bir bekar evi,
iki üniversiteli ve alkol üçgenini oluşturmuş, muhabbet ediyorduk. Sabah 04.30
gibi, geğiğin dozunu arttırmış, sesimizi yükseltmiştik -ki kapımız ısrarla
çalındı. Tırstık, sevgili komşularımızı(?) uyandırdığımızı ve kavga zamanının
geldiğini düşündük. 2,3 dakka açmadık kapıyı mamafih kapı hala calınıyordu,açmaya
karar verdik en sonunda. Alkolün yardımıyla sapıtmış, gerilmiş ve kavgaya
hazır durumda kapıyı açtıkki karşımızdaki adamın elindeki 10 milyonu göstererek;
şunu iki beşlik yaparmısınız, çocuklara para verecem, köye gidiyorumda; demesiyle
vucudumuzdaki tüm alkol arındı, ağzımız açık kalakaldık! (Parayıda bozduk
icabında).
S.Arkadaşbulut
Sarıyerden beşiktaşa
dolmuşla giderken dolmuş şöförüindi bindi durumuna geçti ve dolmuş malumunuz
balıkistifi gibi oldu bir teyzemiz dolmuşu durdurdu söölebir içeri baktıktan
sonra aaa çok dolu ben binmicemdedi dolmuşcu amcam ne dese beğenirsiniz sen
gel sanayer bulunur zaten ben ilerde inicem dumur olduk.
Özge Coloğlu
Merabalar, ben
de yaşlı bir amcayı muayene ederken yaşadığım olayı anlatmak istiyorum. Bu
yaşlı amcada yüz felcinden şüphelendim ve ona dudak hareketleri yaptırarak
yüz kaslarının durumunu öğreneceğim ama ne mümkün! Önce "dişlerini gösterir
misin" diye sordum. Amcanın cevabı "dişim var mı ki göstereyim kızım"
oldu. Doğru söylüyordu çünkü dişi kalmamıştı pek. Ben de "o zaman gülümse"
dedim. Bu sefer de " gülecek hal mi kaldı be kızım" dedi. Yine haklıydı,
yalnız hastalarda değil, bu kriz ortamında hiçkimsede gülecek hal kalmamıştı
zaten. Son şansım ıslık çaldırmak olacaktı ama yine nafile, cevabı "
sizler kızım, bacım sayılırsınız, size nasıl ıslık çalabilirim " oldu
ki artık bende ipler kopmuştu. :)) Muayenemi nasıl tamamladım hatırlamıyorum
bile.
Dr.Nursima Yenice /Adana
Geçen gün bir
kavşak ta köprü altından geçerken baktımdilencilik mesleğini icra eden bir
profesyonel (adamınbacakları kesikkti) bürosunu açmış (önünde bir mendilve
birikmiş bir takım bozukluklar) cep telefonu ilekonuşuyordu. dumura uğradım
hani bunlar yalvararakacındırma duyguları ile para isterler ya acabatelefonla
görüşürken insanlar nasıl karşılardı bunu,çoğu geçip gidiyordu tabii (bu arada
işine ara vermişoluyo telf konuşurken )yafda birisi para veririkentel. konuşmasına
ara verip ahizeyi kapatıp allah nemuradınız varsa deyip tekrar konuşmasına
devam mıederdi ..asıl dumura uğranılacak taraf ise arkadaşlarıma buolyı anlatığımda
gayet normal karşıladılar işte ceptelf ikinci elde şu kadar fiatı düştü almıştır
diye... ulan dedim adam teknolojiye ayak uyduruyo amainnsanlığın bin yıllık
yüzkarası dilencilik yapmayıbırakmıyo bu nasıl iştir.
Mustafa Ademoğlu
Benim dumurlarımdan
biri Bursa'da Dikkaldırım semtinde bir arkadaşın görüp bana anlattığı bir
yazı. Bu yazı bir manavın camındaymış ve içeriği aynen şöyle: "Kınalara
Piyanist Sağlanır" Diğer dumuru ise ben gördüm; Bursa'da yine göçmen
pazarının orada cep telefonu satan bi dükkan ve adı: "Özjapon Eloktrinikçisi"
Ercan Kurtarır / Bursa
Ben Kastamonu
da öğrenciyim buraya geldik geleli ortalıklarda çirit atan bir sürü ilğinç
yazılarla karşılaşıyoruz.En ilginçlerinden biriside bir kebabçının tabelası
oldu dışarıda kocaman bir yazı KEBABİSTAN DÜRÜM CENTER.....
Deniz
Burada oturmuş
dumurları okurken benim de geçen yıl Kuşadasında gördüğüm şey geldi aklıma
.Karnımız fenahalde acıkmıştı ve kuşadasındaki çarşının içindeyiyecek bi şeyler
arıyorduk.Baktık baktık ve bize en cazip 750 bin liraya yarım kızarmış tavuk
yemek gibi geldi.Bu arada benim tipim biraz daha yabancılara benzediği ve
o an yanımda olan kız arkadaşım alman asıllı oldugu için heralde bizi hep
turist zannediyorlardı.Oraya yaklaştıgımzda adamın bize come in please the
half roasted chicken is 1.500.000 lira.(yarım kızarmış tavuk bi bucuk milyon
lira)dediğini
duyduk. Bİz de adamın yanına gidip abi burada 750 bin yazıyo dediğimizde bi
bozuldu ve aa siz türkmüydünüz yiğenim dedi ve bize 750bin liralık tavuklarımızı
getirdi.Ama asıl dumur olay menüdeydi okuyunca aa adam
haklıymış dedik ve güldük.:
YARIM KIZARMIŞ TAVUK -------750.000
HALF ROASTED CHİCKEN--------1.500.000
Cem Tutu
İzmirde yasıyorum.Okulum
Hatay'da.ve ben okula yaklasık 15 km. uzakta bir yerde(Bornova) oturuyorum.Neyse
servisle gidiyorum tabii ki.Servisin güzergahı Hatay'dan geciyor.Sagda solda
dukkanlar var.Dukkanın birinde gördüğüm bir ütü masası vardı.Markasını tahmin
bile edemezsiniz.Markası: Savaş-Ay İnanmıyorum ya yok yani boole bişey.
Burak Özdamar
Kıbrıs garip
biyer... Küçük ormanlık bi arazide,bir ağacın üstüne çakılmış tabela bu düşüncemin
pekişmesini sağladı.Aynen şöyle : "Ormana Çöp Dökmek Yasaktır. Cezası
: 100000000 X 10 " Bu neki şimdi!!
Ahmet Şahin
Bir dönem rehberlik
yaparken Adıyaman ilinin Kahta ilçesine gitmiştim. Nemrut dağına gidenler
bilir Kahtaya uğranmadan gidemezsiniz Nemruta. GÖlün kıyısında bir balık lokantası
vardı programda. Baraj gölü oluştuktan sonra uyanık bir girişimcinin açtığı
bilr alabalık restoranı. Yemekler yendikten sonra üzerimdeki rehaveti atmak
amacında yürümeye başladım. Asfalt yolu takip ederek gölün kıyısına ilerlediğimde
dumura uğramıştım. Çünkü yol bir metre kadar göle giriyor ve bir metre sonra
bitiyordu. Bir an ulan hep mevzu bahis olan yolun bittiği yeri buldum sonunda
diye düşünüp dumura uğramıştım. Sonra yaklaşık 500 metre ileriye yani gölün
karşı ucuna baktığımda dumurum daha da arttı. Yol aynı hizadan başlayıp gölden
çıkarak devam ediyordu bilinmeyen bir istikamette. Dumurum iki katına çıkmıştı.
O kadar garipsemiştim ki olayı, barajın bir çok yerleşim bölgesi gibi yollarıda
sular altında bırakabileceği fikri bile dumurumu azaltamamıştı:))
Ural Urgunlu
Eski Izmit otogarini
bilenler vardir. Istanbul'dan gelen ve Anadoluya gide otobuslerin cogu orada
dururdu. Tam peronlarin oldugu yerlerde ise pismaniyeciler falan vardi. Ama
pismaniyecilerin arasinda bir kuralmi var nedir, otobus yanasir yanasmaz ilgili
peronun pismaniyecisi hazirlik yapar, bagirir, digerleri kendi peronuna gelecek
otobusleri beklerlerdi. Neyse bende o gun baska bir yerden alisveris etmek
istedim, pismaniyeci "hop bilader buraya geleceksin" dedi. Sanane
anlaminda bir bakistan sonra ben alisverise devam ettim. Bi baktim herif yakami
tuttu beni dovecek. Dumurmu olsam, ne desem bilemedim.
Murat Atay
Gerçekten de
özdumur bi olay anlatıcam size! Hani şu İETT'nin yeşil otobüsleri var ya;
çevreci ve ABS frenli olanlar... Abi gayet güzel bir gün herkes kendi kıvamında
ve tadında yolculuk ederken, birden bir telefon sesiyle irkildik. Gazman'ınki
gibi çalıyodu. Neyse adam çalan telefonu açtı ve konuşmaya başladı. Biraz
argosu rahatsız ediyordu çevreyi ama, asıl rahatsızlık veren kapalı olması
gereken telefonun açık ve kullanılır vaziyette olmasıydı. Tabi çok geçmeden
İETT şöförünün ikaz sesi duyuldu; -Beyfendicep telefonuyla bu otobüste konuşmanız
yasak! Adam hiç iplemeden konuşmaya devam etti. Şöför tekrar uyardı; - Beyfendi
kime diyorum, cep telefonuyla konuşmanız yasak, aaaa! Adam hala konuşuyor
valla hiç tınmıyor. Şöför daha fazla dayanamadı bir hışımla el frenini çektiği
gibi, caaaart diye durdurdu otobüsü ve herifin tepesine dikildi. - Kardeşim
ne laf anlamaz adamsın sen yaaaaa! Bu otobüste cep telefonuyla konuşamazssıııın.
Yasak yaaa yasaaaaak! Şöförün bu hiddetli haraketinin ardından telefonla konuşan
adam bir an duraksadı ve telefonda konuştuğu kişiye dönerek; - Aloo, Hilmi
abi benim bu otobüste cep telefonuyla konuşmam yasakmış abi. Naapalım abi,
tamam sen konuş ben sadece dinliyorum aabiii... Cümleten apıştık kaldık billa...
Murat Şam
Ege üniversitesi
kampüsünün içerisinde erkek berberine traş olmak için gittigimde hayatımın
dumurlarından birini yaşadım. Kapıdan içeriye girdim 2 kişi var sadece bir
hatun ve bir adam adam ın o sırada sırası geldi ve geçti oturdu buraya kadar
anormal birsey yok gibi gorunuyor. Ama bekleyen o hatun kişi sıra gelince
berber koltuguna oturup her iki kaşinin ortasindan da 1 cm uzunlugunda bir
bölgeyi kazıtıp berber den çıkması ile hayatımın dumurlarından birini yaşamış
oldum.
Mehmet Timur Sonkaya
Benim dumurum
klasik ssk dumuru. Kalp ameliyatı oldum. 4 ay rapor aldım ve bu 4 ayın sonunda
rapor paramı almak için fatih ssk'ya gittim. klasik bir şekilde eksik evrakları
parti parti söyledikleri için 3 gün uğraştım ve büyük gün geldi. param hesaplanıyor.
bankodayım sorular geldi. hastanede yattın mı? heralde abi dedim henüz evlerde
kalp ameliyatı yapamıyorlarmış. hiç yorum yapmadı 2. soruya geçti. Çıktınmı
pekı?? ve ben dumur hayır hala akşamları işten sonra yatmaya hastaneye gidiyorum.
ve kafamı duvarlara vuracak soru geldi. espiri bile anlamaktan aciz bu adam
sordu: istanbul'da kimsen yok mu yav. niye hastanede kalıyorsun ki hala....
Ayhan Tokatlı
Eski Izmit otogarini
bilenler vardir. Istanbul'dan gelen ve Anadoluya gide otobuslerin cogu orada
dururdu. Tam peronlarin oldugu yerlerde ise pismaniyeciler falan vardi. Ama
pismaniyecilerin arasinda bir kuralmi var nedir, otobus yanasir yanasmaz ilgili
peronun pismaniyecisi hazirlik yapar, bagirir, digerleri kendi peronuna gelecek
otobusleri beklerlerdi. Neyse bende o gun baska bir yerden alisveris etmek
istedim, pismaniyeci "hop bilader buraya geleceksin" dedi. Sanane
anlaminda bir bakistan sonra ben alisverise devam ettim. Bi baktim herif yakami
tuttu beni dovecek. Dumurmu olsam, ne desem bilemedim.
Murat Atay
BEN İSTANBUL'DAN
ZAFER ŞAHİN.TELSİZLERİN ÇOK MODA OLDUĞU 80'Lİ YILLARDA BENİMDE BİR EL TELSİZİM
VARDI.BEN ÇOK MERAKLI OLDUĞUM İÇİN BABAM ALMIŞTI.O ZAMANLARDA YAZLARI BÜYÜKÇEKMECE'YE
ANNEANNEMİN YAZLIĞINA GİDERDİK.NEYSE Bİ AKŞAM TELSİZİ ŞARJ ETMEK İÇİN PRİZE
TAKTIK VE ANNEANNEME ARKADAŞLARLA SAHİLE İNECEĞİMİZİ TELSİZİN ŞARJ OLDUĞUNU,BİZ
GELİNCEYE KADAR PRİZDEN ÇIKARMAMASINI İSTEDİK.VE ARDINDAN DUMUR ANI GELDİ.ÇÜNKÜ
ANNEANNEM BİZE ŞÖYLE DEDİ: EVLADIM BU TELSİZ YA TAŞARSA NE OLACAK?
ŞİMDİ YİNE ANNEANNEMİN
BİZE YAŞATTIĞI Bİ DUMUR OLAYINI ANLATAYIM.ÖZEL TELEVİZYONLARIN YENİ ÇIKTIĞI
DÖNEMDE HER KANAL BİR TAKIMLA ANLAŞIP ONUN KENDİ SAHASINDA OYNADIĞI LİG MAÇLARINI
YAYINLIYORDU.O ZAMAN HAVUZ SİSTEMİ FİLAN YOK TABİİ.GEÇİYORUZ TELEVİZYONUN
KARŞISINA AMA MAÇI SEYRETMEK NE MÜMKÜN ZIRT REKLAM PIRT REKLAM..ÇILDIRACAĞIZ.TAM
AĞZIMIZA GELENİ SÖYLEYECEKKEN ANNEANNEM ATILDI: EVLADIM NE KADAR ÇOK REKLAM
GİRİYOR MAÇIN ARASINA.PEKİ REKLAM ARASINDA FUTBOLCULAR NE YAPIYOR?
Emre Buga
2 sene önce felan
izmirde otobüsteyim birden dev bir ilan dikkatimi çekti aynen şöyle yazıyodu
"EHLİYETİ OLUPTA ARABA KULLANAMAYANLARA DİREKSİYON KURSU VERİLİR"
işte beyin kıvrımlarına hayran oldumun yurdum insanı kendini ne kadar güzel
ifade ediyo dedim kendi kendime...!
Mustafa Güleş
İzmir'den Hakan
Cengiz'in gönderdiği dumur detayındaki "water pipe" nargile anlamına
geliyor, su böreği değil;) Ama arkadaş gene de haklı, gerçekten tuhaf şeyler
yapılıyor turistlere burada... Bu arada, örneğin sigara "içmek"
diyoruz ki, bu da zaten nargilenin kullanımından hareketle yerleşmiş bir fiil.
Pek çok batı dilinde, sigara içmek fiilinin karşılığı, "duman çıkarmak"
ya da ona benzer bi şeydir (çok ayrıntılı bilmiyorum bütün dilleri, ukalalık
yapmıycam o yüzden...) Hazır nargilden bahsetmişken, işyerindeki yabancı bir
arkadaşımızla beraber bir gün öğle tatilinde çay içmeye gittiğimiz bir "café"de,
başka bir bölümde çalışan nargile içen arkadaşları gördüğünde dumur olmuş
ve "bunu içtikten sonra nasıl çalışmaya devam edecekler" diye sormuştu
bize... Bir süre, aslında pek çok insan için nargilenin sigaradan daha hafif
olduğunu anlatmaya çalıştık.
Lale Yakut
Olay 1998 yılıda
bağdat caddesinde gerçekleşmiştir.Gece saat 9.30-10 suları caddenin malum
hızlı gençleri o ara iyice gaza gelmiş trafikte deli gibi gidiyolar ben ve
arkadaşımda arabamızda ağır aksak giderken yanımızdan geçen herhalde en az
1975 model station bir ford arabanın sürücü ve co-pilotu(!) bizim dimağımızı
yerden yere vurdu.Arabayı kullanan şahıs ve yanındaki yarış kaskı takmışlardı
ilerdeki bağdat caddesinin rutin polis çevirmesini görünce ikiside ani bir
hareketle kasklarını çıkarıp yavaşladı çevirmeyi geçer geçmez aynı çeviklikle
kasklarını takıp devam ettiler.Bizi dumur eden şehir trafiğinde kask takmakmıydı
yoksa külüstür ford a ralli arabası saygısı gösterilmesimiydi tam çözemedim
ama baya etkili oldu doğrusu...
İlker Topuz
İşe gitmek için
Harbiye'de İstanbul Radyosu'nun binasının önünde yürüyorum...Sabahın onu daha...Afyon
patlamamış henüz...Bi cenaze arabası da trafik olayından dolayı benle aynı
hizda, yürüme hızında ilerlemekte...Bıyıklı, gürbüz bi arkadaş kullanıyo arabayı
ve radyoda 80'lerden kalma dım-tıs bi müzik....Son ses açmış giderken bi de
utanmadan yarı beline kadar sarkıp ıslık çalmaz mı adam.. Utan be...Cenaze
arabasının kasvetinden utan..Orda taşıdığın rahmetlilerin çoluğundan çocuğundan
utan...
Deniz Esin
Merhabalar, başımdan
geçen bir dumur olayını anlatmak isiyorum: Bundan bir buçuk ay kadar önce
kuşadasındaki gençlik kampındaydım. Bir gün tarihi yerleri görmek için gezi
yapıldı, duraklardan birisi de tarihi Şirince Köyü idi. Koskoca otobüsler
heyecanlı manevralarla daracık yollardan geçmeye çalışıyordu. Neyse, otobüsten
indikten sonra çevreye şöyle bir göz attık; hani piknik yerlerinde "Kendin
pişir, kendin ye" şeklinde bir olay vardır ya, işte indiğimiz yerde görmüş
olduğumuz bir tabelada şöyle yazıyordu: "Kendin pişir, beraber yiyelim."
Bu tuhaf şok karşısında bir anda dumur yaşadım ve etkisindeen kurtulmak biraz
zaman aldı.
Emrah Boslu
İşlek bir caddede
yürüyordum. Kaldırımın kenarında yaşlı bir teyze tezgâh açmış dileniyordu.
Karşıdan gelen 17-18 yaşlarında bir bayana bir sürü duadan sonra; - Kızım
boş geçme, teyzene bir şeyler at, diye ekonomik sarkmada bulundu. O da aşağılayıcı
bir tavırla, hemen eğilip kaldırım kenarında ki kim bilir hangi hanzonun buruşturup
attığı boş sigara paketini alıp; - Al sana bir şey teyzem! deyip hızla giderken,
ben bir hoş olmuşum.
Ali Taşkın Kocabaş
Bundan 1 yıl
kadar önce bir arkadaşımla beyoğlu`nda bir büfenin önünde dinlenirken hemen
yanımızdaki turist topluluğunu farkettik.bir yerleri arıyorlardı ve yardımcı
olabilecek az buçuk ingilizce bilen birini arıyorlardı.abilerimizden birisi
yanlarından geçerken ona da dertlerini anlatmaya çalıştılar.fakat türkçeden
başka yabancı dili olmayan şahıs ne dediklerini tam anlayamadı.turistler Galata
Kulesi`ni arıyorlardı ve "Galata Tower" diye yırtınıyorlardı.abimiz
ise civarda bulunan ve adında Galata bulunan yapıları aklından geçirdikten
sonra turistlerin Galatasaray Kilisesi diye adlandırılan yeri aradıklarına
kanaat getirmiş olacak ki,olanca sesiyle "Galatasaray Kiliiiss Kilisss"
diye höykürmeye başladı.hayırsever vatandaşın ingilizceyi yorumlama tarzı
ve yardım etme "iç güdüsü" gözlerimizi yaşartmıştı...
Özkan Özdoğan/ istanbul
Gaziantep ile
Şanlıurfa arasında yolculuk edenler bilir, bu yol üzerindeki bütün petrol
istasyonları Fuel Oil satışı yapmaktadırlar ve hemen kemen hepsinde de konuyla
ilgili bir tabela asılıdır. "Fuel oil alınır", "Fuel oil satışı
yapılır" gibi, ama gelin görün ki hiçbiri "Fuel oil"in nasıl
yazıldığını bilmediğinden ilginç tabelalar çıkmış ortaya, işte birkaç örnek;
Fil oil Fue Oil Foil Fuil Oil Fioil F Oil Ful Oil Fol Oil Foyl Oyl Fel Oil
Full Oil Ful Oil Foil Oil Fuoil
Mahir Bay
Geçen yıl samsundayız
arkadaşlarla sahil kıyısındaki tabelasında restoran yazan bi yere girdik yıllar
sonra gelen ilk müşteriler olacaz ki daha elli metre öteden hazırlık yapmaya
başladılar.. bi masaya oturduk garson gelip ne alırsınız diye sorunca arkadaşım
seçenekleri görmek baabında menü alabilirmiyiz dedi.. garson şöyle bi afalladı
sonra arkaya dönüp -abi bunlar menü istiyo ya dedi.. biz koptuk tabi.. ha
bide samsunda bi çok yerde peçete kullanılmıyo onun yerine kağıt kullanmayı
tercih ediyolar niyeyse??
Tuncay Aygün/Ankara
Ankara Kızılay
semalarında yürürken şöyle bir tabela gördük: "Pink Floyd Kuaför ve Güzellik
Salonu"
Pelin-Bahar
Sene 1991.Bagcilarda
minibuste gidiyorum...ve apartmanin birinin duvarinda soyle bir yazi ....
- ODUN DEBUZU ELI METIRE SADA bu arada kutlarim...sadece odunun dogru yazilmasi
bile buyuk bir basari.. ulan bilmiyorsan baskasina yazdir akardesim...
1996 yılında
Ankara Ulus halinde sebze aldım.Ve paramın üstü verilmeyip başka müşterilerle
ilgilenince kibarca paramın üstünü istedim. Daha sonra Haymanalı olduğunu
öğrendiğim pazarcıdan aldığım cevapla dumura uğradım. Ver lan marulları. senin
parana mı kaldım dedi ve yanındaki adam tutmasa üzerime yürüyecekti. Ondan
sonra 1 yıl hale gidemedim..
Haydar Gerlevik / Ankara
4 gün önce Cezayir'den
geldim,orada ne yapıyorsun diyeceksiniz,ben üniversite bitirmiş ve işsizlikten
hosteslik yapmaya başlayan bir güzel sanatlar mezunuyum...:( Sahra çölleri
üzerinde uçarak afrikanın bamako isimli bir yerine mütemadiyen her hafta 3
kez uçuyordum,her seferinde birşeyler eksik olur, son anda sanki minibüsmüşcesine
uçak tekrar durdurulur,yakıt bittiğine göre yakıt alınması gerekir ama herzaman
hepsi eksik olurdu :) son uçuşta herşey tıkırında giderken (bu başka bir dumur
olayıdır)hayretler içersinde kaptan yakıt alma işleminin tamamlanmasını kontrol
etmeye inmişti..tabi afrikalı arkadaşlarımız bu sefer herşeyi doğru yapmış
olmanın heyecanıyla bana koştular "MADMAZEL KAPIYI KAPATIYORUZ READİ
FOR TAKE-OFF"dedi o anda yardımcı pilot ve ben dumurdan dumura koşarken
2.ci pilot şöyle dedi:"NEYİNNE HAZIRSIN HA NEYİNNE,KAPTAN YOK KOKPİTTE..(KAPTAN
HALA DÖNMEMİŞTİ :)))
Fulya Yaman
Gorevim nedeniyle
ABD"ye gonderilmistim.Jack In TheBox isimli bir Fast Food restorantina
girdik, yemektensonre kahve aldik.Kahve bardaginin uzerinde "InsideHot
liquid is HOT" (icindeki sicak sivi sicaktir)yaziliydi.
Serkan Virlan
Bu
köşede bir arkadaş Amerika'da içtiği kahvenin kağıt bardağının üzerinde yazan
yazıyı aktarmış. Bu arkadaş herhalde bir Fast Food şirketinin o yazıyı yazmadığından
dolayı yaşı geçkince bir bayana,ellerini kahveyle haşladığı için, milyona
varan miktarda tazminat ödediğini bilmiyor herhalde. Kadın bardağının içindekinin
sıcak olduğunu bilmiyormuş. Ben yurtdışında yaşıyorum burada da yazıyor.
Evren AYDIN
Olay Manhattan-New
York'ta, sehrin gobegindeki romantik ve tarihi tren istasyonu Grand Central
Terminal de geciyor. Terminal'in icinde alt kattaki bir gecidin tavan kisminin
akustik ozelliginden dolayi koseye yuzunuzu donup kisik sesle konussaniz bile
10-15 metre otedeki karsi kosede ayni sekilde yuzunu donmus olan kisi ne soylediginizi
cok net ve amplifiye edilmis sekilde duyar. Bir nevi amfitiyatrolardakine
benzer dogal ses yukseltici. Ama o sirada yoldan, tavanin altindan gecen insanlar
cok yakin degillerse ve dikkatlerini size yoneltmemislerse birsey duymazlar.
Ben tavanin bu ozelligini bildigim icin orada kosede yuzustu donuk birisini
konusurken gorunce dikkatimi cekti. Karsi koseye baktim, arkadasi da oraya
yuzustu donmus, tavanin akustik ozelligini deniyorlardi. Acaba nasil bir deneme
yapiyorlar diye kulak kabarttigimda Turk olduklarini "...goyyim"
kelimelerinden anladim...
Oner Ayan
Bu bir Rus dumuru..Moskovada
calisiyorum..Rus magazasindan 2 kisilik yatak sungeri satin aldim..Biz eve
getiririz dediler..Tamam felan dedik bekliyoz..neyse adamlar geldi apartmanin
onune..indim assaya..6.kattayiz dedim.cikariverin yukariya...ama bi dakka
dediler..para isteris cikarmak icin... hoop 1.DUMUR!..ilk once uyuz kaptim..sttir
lan .alt tarafi 6.kata cikarican..eee dedim kac para istiyonuz..kat basina
50 ruble (2 $) ..Carp alti katla .. 300 ruble ..oda eder 12 dolar..yani sungeri
alti kat yukariya cikarmak bugunun kuruyla 18 milyon TL.yermisin kafayi yemezmisin..kocaman
sunger..kapidan gecmiyo..neyse ben dumur deryasinda yuzeriken aklima fikir
geldi..herifleri kovdum..sokaktan 2 tane alkolik buldum hemen..verdim ceplerine
2 kurus..adamlar takla ata ata cikardilar..yani bu rusya varya Dumur cenneti
valla..dumurlar devam edicek..
Moskova disinda
bir koye gittim.ormanlik falan guzel ... bi yeri telefonla aramam lazim..neyse
cep calismadi..bi telefon ediyim ankesorden dedim..zar zor ankesorlu buldum.ses
yok..neyse ara tara ..bi tane daha buldum..ondada ses yok..bi tane rus yanasti..bunlar
calismaz dedi..ee biliyoz neden peki.bi gece hirsizlar telefon direklerini
sokup goturmusler dedi..ooops..ulkenin fakirligi bunuda yaptiriyo..yakinda
tren raylarinida sokerler heralde...yada bi sabah kalkmissin..evin bacasi
ucmus.:)) neyse dumur yani..
Aktug Ates / Moskova
2001 Agustosunda
bir aksam isten ciktim eve gidiyorum..Uzerimde sevdigim bir Deep Purple tisortu
var.Moskovanin islek caddesinin birinde ilerliyorum..Birden karsima iki tane
genc tip cikti.Ustleri baslari daginik falan..Takilmadan geceyim derken birisi
atildi.Kafasi punkci tarzinda trasli elemanin.Ve sarfettigi sozlere bakin....
- Deep Purple seviyorsun heralde - EVET DINLERIM - Bizde bu mahallenin punkcilariyiz
- EEE NABAYIM - uc bes kurus atsana - PARAM YOK - cok az bisey fazla istemiyoruz
- BOZUGUM YOK - Problem degil surda kosede bozdururuz hemen..Hadi gidelim
- DUMUUURRR.. Adam ne kadar rahat yaw..Oldu olacak cuzdani vereyim sen takil
yarin getirirsin yani..Gene burda bulusuruz yarin..Git isine leeeen dedim
elemana ve hizla uzaklastim oradan...(tabi rus punkci turkce bilmedigi icin
hoduk hoduk arkamdan bakmayi ihmal etmedi)..:))
Aktuğ Ateş / Moskova